SON DAKİKA
header-ad

Ömer Paşa Cami 5 Eylül’de ibadete açılabilir mi ?

Elmalı’nın simgesi Tarihi Ömer Paşa Camii’nde yıllar önce başlayan restorasyon çalışmaları halen devam ederken, Antalya Valisi Hulusi Şahin’in Elmalı ziyaretinde caminin 5 Ekim Cuma günü ibadete ve ziyarete açılacağı paylaşılmıştı.

Restorasyonu yılan hikayesine dönen tarihi Ömer Paşa Camii’nde  çalışmalar devam ediyor. Caminin içinde sürdürülen çalışmaların yanı sıra şadırvan, medrese bölümlerinde de çalışmalar devam ediyor.

Cami avlusunda bayanlar için tuvalet ve abdest alma yeri inşaatında da tuğla örümü yapılırken, yaklaşık 20 günlük süre içerisinde çalışmaların tamamiyle bitirilip- bitirilemeyeceği tartışılıyor.

Vatandaşlar, restorasyonu ve tüm çalışmaları bitmiş tarihi camide 5 Ekim’de cuma namazını kılmayı biraz zor olarak gördüklerini kaydederlerken, ‘ Umarız yanılan biz oluruz” diye konuşuyorlar. * Abdültalip GÜNGÖR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2025.08.13 10:11:49
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Bahar : “Konut fiyatlarındaki artış vahim bir hal aldı”

ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, Antalya Barosu, TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi ile ATSO iş birliğinde gerçekleştirilen, mevcut durum ve geleceğine ilişkin konuların bütün yönleri ile ele alındığı “Adli Yargıda Kira Tespit Davaları ve Gayrimenkul Değerleme Raporları Semineri” açılış konuşmasını gerçekleştirdi. 
Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen seminere ATSO Başkanı Ali Bahar, Meclis Başkan Yardımcısı Mızrap Cihangir Deniz, Genel Sekreter Av. Aslı Şahin Tekin, Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Hasan Çerçiler ve Rasyonel Grup Taşınmaz Değerleme Yöneticisi Emrah Kaya katıldı.
Antalya’nın doğal güzellikleri nedeniyle her yıl en fazla göç alan şehirlerden biri olduğunu kaydeden Başkan Bahar, “Her göç beraberinde barınma sorunu getirmiş, dolayısıyla konut talebinde çok ciddi artış yaşanmıştır. Antalya konut fiyatları, 2021 yılında yüzde 69, 2022 yılında yüzde 212, bu yıl ki artışla birlikte, durum daha vahim bir hal almış, son 3 yılın toplamında artış, yüzde 500’ün üzerine çıkmıştır. Sadece konut fiyatlarında değil, kira bedellerinde ki artışında en fazla gerçekleştiği il yine, şehrimiz olmuştur” dedi.
GÜNLÜK KİRALAMA
Sahibinden günlük kiralama sorununun uzun süredir gündemlerinde olduğunu kaydeden Başkan Bahar, “Şu anda da konut alan yabancıların özellikle kendi ülke vatandaşlarına yönelik günübirlik kiralama hizmeti ile mücadele ediyoruz. Bu durum kayıt dışılığı artırdığı gibi, turizm sektörü temsilcilerini, hem ekonomik hem de yasal açıdan zor durumda bırakmaktadır. Vergi kaybı ve kimlik bildirimi eksikliği, yasalara uygun şekilde faaliyet gösteren otellerin, adil rekabet koşullarında iş yapma olanaklarını engellemekte ve ekonomik adaleti sarsmaktadır” diye konuştu.
Yaşanan sorun karşısında ilgili bakanlıklarla görüşmelerini gerçekleştirdiklerini dile getiren Başkan Bahar, “Günübirlik kiralama işlemlerine karşılık belgelendirme, levha asılması, mevzuat çalışması yapılması, denetimlerin arttırılmasına yönelik taleplerimizi Bakanlarımıza doğrudan ilettik. Şuan da ilettiğimiz bu taleplerde çalışmaların sonuna gelinmiş olup, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın günübirlik kiralık evlere yönelik hazırladığı düzenleme kapsamında; evini günübirlik kiralamak isteyen vatandaşlardan öncelikle ‘kapısına levha asılması’, ‘bütün maliklerden izin alınması’ ve ‘Bakanlıktan izin belgesi edinilmesi’ olmak üzere üç temel şartın istenileceğini artık biliyoruz. Dünya’da benzer uygulamalara geçildi.
Örneğin New York, dairelerin fiilen otele dönüşmesini engellemek için Airbnb, Eylül ayında New York’ta 3 bin 800 rezervasyonun sadece 300’ünü onaylayabildiğini açıkladı. New York’ta kısa süreli kiralama yapabilmek için, ev sahibinin belediyeye mutlaka kayıt yaptırması gerekiyor. Ayrıca ev sahibi, kiralama süresince fiziksel olarak evde bulunmayı da taahhüt etmeli. İki kişiden fazla misafire de izin verilmiyor” dedi. * Abdültalip GÜNGÖR

Kaynak : Abdültalip GÜNGÖR
Ekleme Tarihi : 2023.10.07 20:11:37
Son Düzenlenme Tarihi :





Ketojenik diyet, epilepsili çocuklarda nöbet kontrolü sağlıyor

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdal Güngör, epilepside ketojenik diyetin önemine değinerek “Ketojenik diyetteki kişi karbonhidratlar yerine yağ yıkıcı metabolizmayı uyararak enerjiyi dışardan aldığı yağları harcayarak sağlar. Yağların yıkılması ile keton cisimleri olarak adlandırılan artıkla..

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdal Güngör, epilepside ketojenik diyetin önemine değinerek “Ketojenik diyetteki kişi karbonhidratlar yerine yağ yıkıcı metabolizmayı uyararak enerjiyi dışardan aldığı yağları harcayarak sağlar. Yağların yıkılması ile keton cisimleri olarak adlandırılan artıklar kanda birikir. Bu artıklardan beta hidroksibütirik asit karaciğerde metabolize edilerek beyin tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır” dedi.
Epilepsinin çocukluk çağında görülen nörolojik sorunlar arasında önemini korurken merkezi sinir sisteminde işlev gören nöronlarda ani, anormal deşarjlar sonucunda ortaya çıkan farklı görünümlerdeki yineleyici bozuklukların epilepsi olarak tanımlandığı bildirildi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde görevli Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdal Güngör, epilepsiye ve epilepsi de ketojenik diyete değindi.

“Ne zaman tedaviye başlanır?”
Genel olarak ilk epilepsi nöbetinden sonra yüzde 30 gibi oranlarda tekrarlama görebileceğine değinen Prof. Dr. Serdal Güngör, “İlk nöbet sonrasında, çocukta tekrar riskini artıran bir durum yoksa tedavi başlamadan takibe alırız. Tekrarlayan nöbeti olanlarda önce tek ilaçla tedavi başlanır. Ancak 2-3 ilaca rağmen nöbetler devamlılık gösterirse, dirençli nöbet olarak kabul edilir. Ne yazık ki epilepsili çocukların yaklaşık yüzde 20’si hiçbir ilaca yanıt vermeyebilir. Dirençli epilepsi olgularında ketojenik diyet tedavisi kullanılacak önemli bir tedavi yöntemidir” dedi.

“Ketojenik diyet nedir?”
Ketojenik diyetin yüksek oranda yağ, büyümeyi sağlayacak düzeyde protein ve düşük karbonhidrat içeren bir tıbbi tedavi yöntemi olduğuna değinen Prof. Dr. Güngör, “Normal durumlarda beyin enerji kaynağı olarak glikoz kullanmaktadır. Ketojenik diyette vücutta glikoz yerine yağların kullanımına geçiş olmaktadır. Vücudun birincil metabolizmasının, glikoz kullanımından yağ temelli enerji kaynağına dönüşümü nöbetlerin kontrol edilmesini sağlamaktadır. Vücut enerjiyi karbonhidratlar, yağlar ve proteinler gibi 3 temel gıda kaynağından alır. Günlük kalori alımın önemli kısmını karbonhidratlar oluşturur. Vücut bu karbonhidratları enerji üretimi için glikoza dönüştürür. Açlıkta olduğu gibi glikoz desteği sınırlı olur ise vücut enerji için yağları yakmaya başlar. Ketojenik diyetteki kişi karbonhidratlar (glikoz) yerine yağ yıkıcı metabolizmayı uyararak enerjiyi dışardan aldığı yağları harcayarak sağlar. Yağların yıkılmasıyla keton cisimleri olarak adlandırılan artıklar kanda birikir. Bu artıklardan beta hidroksibütirik asit karaciğerde metabolize edilerek beyin tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır” diye konuştu.

“Ketojenik diyetin etki mekanizması nedir?”
Diyetin etki mekanizması ile ilgili farklı görüşler ve çalışmalar olduğunun altını çizen Prof. Dr. Serdal Güngör, “Uzun süreli ketozis sonrası yağ asitlerinin, beyin enerji depolarına, hücrelerin enerji kaynağı olan mitokondrilere ve hücre yenilenme yolaklarına etkileri vardır. Diyet sadece nöbet önleyici değil, aynı zamanda çeşitli nörolojik ve davranışsal bozuklukların tedavisinde rol oynayan nörotransmiterlerin seviyelerini etkiler. Beyinde çeşitli nöromodülatörlerin etkisini düzenler. Nöbet duyarlılığını değiştirmede nöronlar ve onları destekleyen hücresel metabolizmaya duyarlı yolakları etkiler” dedi.

“Ketojenik diyet kimlere uygulanabilir?”
Ketojenik diyetin günlük nöbetleri olan, en az iki ilaç tedavisine rağmen nöbetleri kontrol altına alınamayan ve cerrahi şansı olmayan dirençli epilepsilerde tedaviye alternatif bir seçenek oluşturduğunun altını çizen Prof. Dr. Güngör, “Diyetin çok yararlı olduğu bilinen bazı hastalıklarda da olabildiğince erken başlanması önerilmektedir. Bu özgün hastalıklar arasında GLUT-1 eksikliği, piruvat dehidrogenaz eksikliği, infantil spazm (West sendromu), Dravet sendromu, Doose sendromu, Rett sendromu, tuberosklerozis kompleks, mitokondriyal hastalık ve çoğunlukla hazır mama tüketen çocuklar sayılabilir. Ketojenik diyet her çocuk için özel olarak hazırlanır. Diyet bu konuda deneyimli çocuk nöroloji uzmanı ve bu alanda eğitim almış bir beslenme uzmanı tarafından yakın izlemle takip edilmelidir” şeklinde konuştu.

“Ketojenik diyet başlanmasında yaş önemli mi?”
Küçük yaştaki çocuklarda daha iyi nöbet kontrolüne eğilimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Güngör, “Literatürde erken yaşta başlanan hastaların daha fayda gördüğü bildirilmektedir. Bununla birlikte, ergenlik döneminde ve hatta erişkinlerde de kullanılabilir. Diyete başlanmadan önce ketojenik diyet ekibiyle ailenin beklentisinin tartışılması, ketojenik diyetin başarısını etkiler. Her çocuk için beklenti gerçekçi bir şekilde saptanmalı ve minimum 3 aylık tedaviden sonra tedaviye devam kararı tekrar değerlendirilmelidir. Aileye ketojenik diyet eğitiminde öğünlerin hazırlanması, hasta olunduğunda nasıl yönetileceği, besinsel eklemeler öğretilir. Uzun ve kısa sürede meydana gelebilecek yan etkileri aileye belirtilir ve tedaviye başlanmadan önce onam formu alınır. Ketojenik diyette başarının anahtarı ailenin diyete uyumudur. İyi bir diyet uygulaması ve takibi ile çocuğun nöbetlerinde azalma olabilir, algılarında ve motor becerilerinde artış gözlenebilir” dedi.

“Ketojenik diyetin etkisini ne kadar sürede anlarım?”
Her çocuğun metabolizmasının farklılık göstereceğini söyleyen Güngör, “Bazı çocuklarda keton kısa sürede istenilen düzeye ulaşırken bazılarında bu süre daha uzun sürmektedir. Ketojenik diyetin tam etkinliği için diyet en az 3 ay süreyle uygulanmalı, diyet iyi ilerliyorsa 2 yıl devam ettirilmelidir. 2 yılın sonunda nöroloji uzmanının değerlendirmesiyle sonlandırılmalı veya devam edilmelidir” şeklinde konuştu.

“Ketojenik diyet alan çocuğun takibi nasıl yapılır?”
Ketojenik diyet alan çocuğun birinci ay sonunda ve devamında en az 3 ay aralıklarla nöroloji uzmanı tarafından takip edilmesi gerektiğinin altını çizen Güngör, “1 yaşın altındaki çocukların daha sık takip edilmesi gerekebilir. Kontrollerde muayenenin yanı sıra laboratuvar incelemeleri ve EEG’ler yapılmaktadır. Gerekirse böbrek ultrasonu, EKO veya kemik mineral dansite ölçümü yapılmaktadır. Gerekli olduğunda izlemde EEG kontrolü yapılarak ketojenik diyet etkinliği izlenmektedir” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.17 16:13:47
Son Düzenlenme Tarihi :