SON DAKİKA
header-ad

Onlar birer isimsiz KAHRAMAN !

Yüzyılın felaketini yaşadık. Aynı gün içinde yaşanan ve 10 ilimizde etkili olan depremlerde 31 bin 643 can verdik. Ölenlere rahmet diliyorum, kalanlara acil şifa. Başın sağ olsun Türkiyem !

    Kimisinin sırtında AFAD ya da UMKE yazıyor.
    Bazısının Antalya Büyükşehir Belediyesi. Ya da bir başka büyükşehir veya ilçe belediyesi.
    JAK veya madenci.
    Ama siz kurumun adına takılmayın..
    Sırtındaki yazıya bakmayın, o yazıyı giyen binlerce yürekli kurtarma ekibini oluşturan gizli kahramanlara bakın...
    Sadece onlara da bakmayın...
    Eşini-çocuğunu bırakıp  deprem bölgesine koşan gönüllülere bakın...
    Kimi kurtarma ekipleriyle birlikte, kimi gelen yardım tırlarının boşaltılmasına yardımcı oluyor, kimi kazanın başına geçmiş, bazısı çay ve su dağıtıyor.
    Hepsi isimleri gizli kahramanlar. 
    Ardı ardına artçılarla sallanan deprem bölgesinde bir canı daha kurtarabilmek için enkaza girme cesareti..
    Yabancı bir kurtarma ekibi “biz giremeyiz buraya” diyor. Madencimiz, “Biz gireriz” diyor...Demekle kalmıyor, giriyor ve bir canı kurtarıyor.
    Yabancı kurtarma ekipleri dedim de...
    Onlara da binlerce teşekkür..
    Gelelim yine bizim isimsiz kahramanlara...
    Bir canı kurtarma mücadelesi verdikleri  yerin hemen bitişiğinde bir inşaat ha yıkıldı, ha yıkılacak..
    En ufak bir tereddüt yok, endişe yok, ölürüm ya da bende göçük altında kalırım hiç mi aklınıza gelmez ?
    Kurtarma çalışmaları sırasında göçük meydana geliyor, kurtarma ekibinden bir kişi göçük altında kalıyor.
    O da ne ? 
    Kurtarma ekibi göçük altında kalan arkadaşlarını kurtarıyor, kurtarılan görevli hastaneye gitmek yerine çalışmalarına devam ediyor.
*****
    Ya sağlık personeline ne demeli?  Bu ne profesyonellik...
    Çocuk ya da kadın veya erkek enkazdan çıkanı sadece hastaneye yetiştirme mücadelesini vermiyorlar, konuşarak bir bakıma onların durumlarını öğrenmeye çalışıyorlar, onlarla kırk yıllık dostmuş gibi moral veriyorlar...
    Deprem bölgesinde yüreğini ve cesaretini ortaya koyan profesyonel veya gönüllü, ünüformalı ya da üniformasız her bir isimsiz kahramana teşekkür ediyorum.
    İyi ki varsınız...
    Ama sayınız daha da artmalı..
    Bu afette de bunu yakinen gördük...
    Yüce Yaratan sizleri başımızdan eksik etmesin, biz sizlerden razı olduk, alemlerin sahibi de razı olsun, amin.  * ERKİN ÖZGÜNSÜR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.02.13 20:08:41
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Karavanı atölyeye dönüştürdüler, ürettikleri ürünleri satarak dünyayı geziyorlar

(İHA) - Antalya'da yaşayan Esra ve Ömer Aydoğan çiftinin 15 yıldır hayalini kurdukları dünya turu planı, atölyeye dönüştürdükleri karavanla gerçeğe dönüştü. Antalya'dan yola çıkan çift, karavanda ürettikleri deri ürünleri pazaryerlerinde satarak dünyayı gezecek ve Türk kültürünü tanıtacak. 
 
  Antalya’da yaşayan Esra ve Ömer Aydoğan çifti, 15 yıl önce dünyayı gezmek için hayal kurmaya başladı. Bunun için bir süre önce karavan satın alan Aydoğan çifti, satın aldıkları karavanı hem ev hem de atölye olarak kullanacak şekilde tasarladı. Dünyayı gezmek için 10 gün önce yola Antalya’dan yola çıkan çift, Ege Bölgesindeki illeri gezerek Kastamonu’ya ulaştı. Aydoğan çifti, atölyeye çevirdikleri karavanda deri, taş ve çelikten ürettikleri takı ürünlerini pazaryerlerinde açtıkları tezgahta satışa sunuyor. Satışını yaptıkları deri ve takı ürünlerinden elde ettikleri gelir ile Karadeniz Bölgesi'ndeki illeri gezecek olan çift, daha sonra Gürcistan’a gidecek. Gürcistan’da bir süre deri üzerine eğitim almayı planlayan çift, daha sonra dünyayı gezmek için kendilerine rota belirleyecek. Kastamonu’da birkaç gün konaklayan Aydoğan çifti, şehrin tarihi ve kültürel yerlerini gezerek şehirden ayrıldı.   
 
  “Deri sanatını geliştirerek el işçiliğiyle yaptığımız ürünlerle dünyayı gezmeyi planlıyoruz” 
  El işçiliğiyle yaptıkları ürünleri pazaryerlerinde satarak dünyayı gezmeyi ve planladıklarını söyleyen Ömer Aydoğan, “28 yıllık devlet memurluğu hayatını bitirerek emekliliğe ayrıldım. Yaklaşık 15 yıldır hayalimiz olan dünya turuna karavanla başlamış bulunmaktayız. Dünya hayalimiz sürekli vardı, dünyayı gezmek istiyorduk ama sadece gezmekle kalmasın istedik. Gezdiklerimizi ve gördüklerimizi kendimize saklamayalım, gezerken kendi kültürümüzü yansıtalım istedik. Gerekirse de halk ile iletişim içerisinde olup gittiğimiz toplumların kültürlerinden de yararlanalım istedik. Bununla ilgili ne yapabiliriz ve geziyi nasıl anlamlandırabiliriz diye değişik fikirler üzerinden çalışırken deri sanatıyla tanıştık. Deri sanatını geliştirerek yaptığımız ürünlerle dünyayı gezmeyi ve gezimizi de bu şekilde finanse etmeyi planladık. Tamamen kendi ürettiğimiz el işçiliği derilerle yerel halk ile iletişim içerisinde olup, satış ve hediyeleşme yaparak gerekli kültür aktarımını sağlamak düşüncesiyle Antalya’dan dünyayı geçmek üzere eşim ile birlikte yola çıktık. Ege sahillerinden bulunduğumuz Kastamonu’ya kadar geldik. Buradan da yine Karadeniz sahili üzerinden Samsun, Ordu, Trabzon, Rize, Artvin’den yurtdışına doğru devam etmeyi düşünüyoruz. İlk olarak Gürcistan’a gideceğiz. Ardından o zamanki duruma göre diğer ülkeleri değerlendireceğiz” dedi. 
 
  “Hem üretiyoruz hem yaşıyoruz hem geziyoruz” 
  Hem ürettiklerini hem de gezdiklerini ifade eden Ömer Aydoğan, “Biz, aşağı yukarı karavan hayatına geçeli 1 ay oldu. Antalya’dan da yola çıkalı 10 gün oldu. Bir ay süreyle karavanı deneyip test ettik. Testleri bitirdikten sonra 10 gündür de tam zamanlı olarak yollardayız. Hem üretiyoruz hem yaşıyoruz hem geziyoruz. Daha çok günlerimiz doğada geçiyor. Bugüne kadar yaşadığımız şehirden, şehirlerden kalmaktansa, bina ve yapılardan uzaklaşarak doğa ile bütünleşip bu şekilde yaşamayı tercih ettik” diye konuştu. 
 
  “Karavanı hem atölye hem karavan hem de yaşam alanı olarak planladık” 
  Karavanın birçok yerini kendilerinin yaptığını belirten Ömer Aydoğan, “Çünkü sadece karavan olarak değil, hem atölye hem karavan hem de yaşam alanı olarak planladık. Gezerek üretimde yapabileceğimiz şekilde hazırladık. Mutfak, yatak odası, banyoyu arka tarafa tasarladık. Ön tarafa da atölye, atölyenin tezgahı, derilerimiz ve onları koyabileceğimiz bölümler. Bu şekilde tasarladık. Burada yaptığımız ürünleri birebir gittiğimiz şehirlerde halk ile bütünleşerek satışını ya da hediyeleşmeyi yaparken aynı zamanda yerel yöneticilerle de görüşerek pazaryerlerinde tezgah açarak satış yapabilmeyi umuyoruz. Kastamonu’da pazaryerinde tezgahımızı açtık ve burada satışımızı yaptık” şeklinde konuştu. 
 
  “Karadeniz sahili boyunca gezerek Gürcistan’a kadar gideceğiz” 
  Karadeniz sahili boyunca gezerek Gürcistan’a kadar gideceklerini söyleyen Esra Aydoğan ise, “Kimya okudum, 10 yıl özel sektördü çalıştım. Daha sonra özel sektörde yapamayacağımı anlayınca kendime özgü bir şeyler aradım. Bende deri ile tanıştım. Deri işi yaparken Ömer ile tanışıp evlendim. Beraber deri işini yapmaya başladık. Pazarlarda tezgah açıp takı yaptım, doğal taş yaptım, taşlardan takılar yaptım, çantalar yaptım. Bu şekilde bir yerlere gelmeye çalıştık. En önemlisi karavanda eşinin destek olması, eşimin bazı şeyleri yapabilmesi bunlar karavanda yaşamak için çok önemli. En büyük desteğim eşim. Benim için burası ev konforundan daha rahat karavanda yaşamak. Çünkü burada hem çalışıyorum hem üretiyoruz hem satıyoruz hem geziyoruz her şey bizim elimizin altında. Dört duvar arasında değiliz. En güzeli bu. Sahil boyu Kastamonu’dan çıkıp Sinop, Samsun, Ordu, Rize, Trabzon, Artvin gibi illerin hepsini gezip son olarak Gürcistan’ın Batum şehrine gitmek istiyoruz. Şu anda Kastamonu’dan çıkamadık, birkaç günlük için geldik ama Kastamonu insanı, havası bizleri çok cezbetti. Ne zaman çıkarız bilemiyoruz ama yola çıktığımızda sevdiğimiz bir yer olursa Kastamonu gibi orada da birkaç gün geçiririz. Gürcistan’dan sonra yolumuz bizi nereye götürürse oraya gideceğiz. Nerede mutlu olursak, nereyi seversek, oralarda yaşamayı düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. 

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.06.13 12:47:07
Son Düzenlenme Tarihi :





Türkiye Yağlı Güreş Ligi öncesinde ilk kez Video Yardımcı Hakem (VAR) sistemi uygulandı

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlendiği 5. Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde, finalinde rakibi İsmail Balaban’ı yenen Orhan Okulu başpehlivan oldu. Muratpaşa Güreşleri’nde, 20-21 Mayıs’ta başlayacak Türkiye Yağlı Güreş Ligi öncesinde ilk kez Video Yardımcı Hakem (VAR) sistemi uygulandı.
Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl beşincisini düzenlendiği Yağlı Pehlivan Güreşleri, Konuksever Er Meydanı’nda yapıldı. Güreşlere 45’i başpehlivan olmak üzere farklı boylarda bine yakın sporcu katıldı. Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın ev sahipliğindeki güreşleri izlemek için meydanın tribünleri günün erken saatlerinde doldu.

Pehlivanlar boy gösterdi
Konuksever Er Meydanı’nda güreşler duayla başladı. Öğle saatlerinde aralarında Orhan Okulu, İsmail Balaban, Ali Gürbüz, Yusuf Can Zeybek, Ertuğrul Dağdeviren, Fatih Atlı, Serhat Gökmen’in de bulunduğu başpehlivanlar dualı çayırda boy gösterdi. Pehlivanlar, ilk tur kura çekiminin ardından Türk ve Atatürk bayraklarıyla seyircileri selamladı. Muratpaşa Güreşleri’nde tarihi Edirne Kırkpınar Güreşleri’nde görev alan davul-zurna ekibi de yer alırken, güreşlerde 1 ton yağ kullanıldı.

VAR sistemi ilk kez uygulandı
Muratpaşa Güreşleri’nde, 20-21 Mayıs Manavgat Belediyesi 10. Yağlı Pehlivan Güreşleri ile başlayacak Türkiye Yağlı Güreş Ligi öncesinde ilk kez VAR sistemi uygulandı. VAR sistemi için er meydanın dört bir köşesine ve kule hakem heyetinin bulunduğu yere yüksek çözünürlüğe sahip kameralar yerleştirildi. Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Yayın Kurulu Başkanı Hüsnü Kaftan, VAR sistemiyle ilgili, “Futbolda böyle bir uygulama yapılıyordu, yağlı güreşte de ilk kez böyle bir uygulamaya gidiliyor. Daha önce tek kamerayla çekim yapılıyordu şimdi hiçbir itiraza yol açmayacak şekilde kameralar sahada konuşlandı ve reji sistemi kuruldu” diye konuştu.

Herkes er meydanında buluştu
Er meydanında birbirinden heyecanlı güreşler devam ederken, Başkan Uysal da Antalya’nın siyaset ve iş dünyasından birçok ismi er meydanında ağırladı. Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili adayı Mevlüt Çavuşoğlu, CHP Antalya milletvekili adayları ve diğer siyasi partilerin adayları ziyaret eden isimler oldu.
5. Muratpaşa Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin ağalık ihalesini ise Cumhuriyetin 100. yılı adına 2 milyon 23 bin TL Ahmet Aktaş kazandı. Aktaş ve Başkan Uysal, ihalenin sonuçlanmasın ardından birlikte seyircileri selamladı.

Finalin adı: Okulu ve Balaban
Bu yıl ilk kez ‘Paşanın Aslanı’ Orhan Okulu, ‘Sarı Fırtına’ İsmail Balaban, ‘Megastar’ Ali Gürbüz gibi isimler Antalya seyircisi önüne çıktığı Muratpaşa Güreşleri’nin ikinci turu büyük heyecana sahne oldu. İsmail Balaban’ın Ali Gürbüz’le, Orhan Okulu’nun Yusuf Can Zeybek’le eşleştiği turdan Balaban ve Okulu çıkmasını bildi ve sonrasında bu iki isim finalde karşı karşıya geldi.
Finalde rakibi İsmail Balaban’ı yenen Muratpaşa Belediyespor güreşçisi Orhan Okulu 5. Muratpaşa Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin başpehlivanı oldu. Güreşlerde Başpehlivan Okulu ile birlikte derece yapan Serhat Gökmen, Fatih Atlı ve İsmail Balaban’a kupa ve madalyalarını Başkan Uysal, CHP İl Başkanı Nuri Cengiz ve Muratpaşa Belediyespor Başkanı Özcan Yılmaz takdim etti.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.01 11:17:01
Son Düzenlenme Tarihi :