SON DAKİKA
header-ad

Temizlik işçisi buldu, arkadaşı astı

Konyaaltı Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerinin çöpten çıkardığı Türk Bayrağı, belediye personelinin balkonunda dalgalanıyor.

Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, Pınarbaşı Mahallesi 739 Sokak’ta konteynerlerdeki çöpleri topladığı esnası çöpe atılmışTürk Bayrağı buldu. Turan Sağlam, Adnan Alagöz ve Mehmet Ali Koral’dan oluşan temizlik ekibi, çöp kamyonundan çıkardığı ay yıldızlı bayrağı alarak kamyona koydu. Bayrağı evini götürüp yıkayan işçilerden Adnan Alagöz, “Rutin çöp toplarken Türk Bayrağı’nın atılmış olduğunu gördük. Bayrağı öyle görünce çok üzüldük. Bu şekilde atılması canımızı çok sıktı, hepimiz onun altında yaşıyoruz. Bayrağı evime götürüp yıkadım. Ekip arkadaşım da evine asmak için bayrağı aldı” dedi.

İşçilerden Turan Sağlam, ay yıldızlı bayrağı evinin balkonuna astı.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.10.05 10:06:10
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Büyükşehir’den çifçiye “Süper Meyve” desteği

Antalya Büyükşehir Belediyesi ekonomik değeri yüksek alternatif üretim modellerini üreticiyle buluşturmaya devam ediyor. Konyaaltı ve Gazipaşa ilçelerinde tüm dünyada süper meyve olarak tanınan Aronya bitkisi çiftçilere dağıtılarak toprakla buluşturuldu

Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in yerelden kalkınma hamlesiyle başlattığı çiftçiye yönelik destekler devam ediyor. Bu kapsamda çiftçiyi ekonomik değeri yüksek tıbbi ve aromatik bitki üretimine teşvik etmek ve hibe sağlamak için çalışmalar yürütülüyor. Konyaaltı ve Gazipaşa’da dağıtılan Aronya fidanları ile birlikte tarımda yeni bir ürünün ekonomiye kazandırılmasına çalışılıyor.
FİDANLAR YAYLADA TOPRAKLA BULUŞTU 
Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Bitkisel Üretim ve Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından Konyaaltı ve Gazipaşa ilçelerinde üreticilere katma değeri ve antioksidan seviyesi yüksek olan 2 bin Aronya meyvesi fidanı dağıtıldı. Konyaaltı Doyran Mahallesi ve Gazipaşa İlçesinde çiftçilere uygulamalı eğitim verilerek fidanların dikimi, bakımı ve hasadı konusunda bilgilendirme yapıldı. Ardından aronya fidanları toprakla buluşturuldu.
HEM VİTAMİNİ HEM DE PAZAR DEĞERİ YÜKSEK 
Büyükşehir Belediyesi Bitkisel Üretim Eğitim Şube Müdürlüğü’nde görevli Ziraat Mühendisi Hatice Parlak, Aronya meyvesinin ülkemiz açısından yeni bir ürün olduğunu belirterek, vitamin ve mineraller açısından olduğu kadar pazar değerinin de yüksek olduğuna dikkat çekti. Parlak, şu bilgileri verdi: “Aronya tüm dünyada ‘Süper meyve, sağlık meyvesi’ olarak anılıyor. Katma değeri ve antioksidan değeri çok yüksek olan özel bir bitki. Ekiplerimiz tarafından iklim ve toprak numuneleri inceledikten sonra dikime uygun alanlar belirlendi. Konyaaltı ve Gazipaşa yaylalarında üretim yapmak isteyen çiftçilere aronya fidanı desteği sağladık. Diğer üreticilere örnek teşkil edecek. Kışları serin ve soğuk geçen yerlere gayet uygun bir bitki. Vitamin ve minareler açısından insan sağlığına ve beslenmesine katkısı büyük. 3 ila 4 yıl içerisinde verime yatıyor. Üreticilerin daha fazla miktarda ürün alarak ekonomik gelirlerine katkı sağlayacak. İklim ve toprak yapısı olarak da birçok yerde yetiştiriciliği yapılabilir.”
İLK HASADI BAŞKAN BÖCEK’E GÖNDERECEĞİM 
Konyaaltı Doyran Mahallesi’ne bağlı Seklik Yaylası’nda çiftçilik yapan Emine Özcan, Aronya bitkisini Büyükşehir Belediyesi’nin eğitimleri sayesinde öğrendiğini belirterek, “Eğitimlerde bize bitkiyi öğretip tavsiye ettiler. Ekonomik değerinin yüksek, sağlıklı vitaminli bir ürün olduğunu ve kazancımıza katkı sağlayacağını söylediler.
Denemek istedik, tarlamızı hazırladık. Bugün bize verilen fidanların dikimini yapıyoruz. İnşallah yaylamızda Aronya yetiştirir, diğer çiftçilere örnek oluruz.  Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek’ten de Allah razı olsun. Çünkü biz bu fidanları bulup alıp dikemezdik.  Bu diktiğimiz fidanlardan olacak ilk ürünleri de Muhittin Böcek Başkanımıza şifa olsun diye göndereceğiz” diye konuştu.  
BAŞKAN BÖCEK’TEN ALLAH RAZI OLSUN
Aronya bitkisine Büyükşehir Belediyesi sayesinde ulaştığını söyleyen Doyran Mahallesi’nde çiftçilik yapan Cemal Öztürk, “Önceden domates yetiştiriyordum. Ancak Aronyanın daha verimli olduğunu öğrendim. Deneyip yetiştireceğim. Çiftçi dostu Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek fidanlarımızı göndermiş Allah bin kere razı olsun” dedi. 
ÇİFTÇİYE YENİ GELİR KAYNAĞI 
Doyran Mahalle Muhtarı Muharrem Akman da Aronya bitkisinin mahallelerinde ilk defa yetiştirileceğini söyleyerek, “Aronya’nın çok faydalı ve ekonomik değerinin yüksek bir bitki olduğunu öğrendik. Çiftçilerimize yeni bir gelir kaynağı olacak. İnşallah yetiştirmeyi başarırız ve çiftçilerimize büyük bir katkı sağlar. Fidanları bizlere gönderen Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e teşekkür ederim” diye konuştu. 

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2022.06.14 09:25:33
Son Düzenlenme Tarihi :





Merve öğretmen depremin izlerini müzikle silmeye çalışıyor

Hatay’da okul öncesi öğretmeni olarak gören yaparken depreme yakalanan Ispartalı Merve Can, depremin izlerini müzik yaparak unutmaya çalışıyor. İzinden döndüğü gün Hatay’da yakalandığı deprem anlarını unutamadığını söyleyen Merve öğretmen, "Deprem gürültüsü kesildiğinde ben çığlıkları duymaya başladım ve o an kendime ’Şu an bir sarsıntı yok ama biliyorum ki deprem devam ederse çıkamayacağım binadan’ dedim. Bir şansını dene diyerek o sırada kapımı çekip çıktım. Tabii biz o an kıyameti yaşadık orada, merdivenlerim çökmüştü zaten. Atlayarak iniyorduk ve herkes birbirinin üstüne düşüyordu o sırada" dedi.
6 Şubat’ta 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerde birçok kişi hayatını kaybetmiş ve milyonlarca kişi etkilenmişti. Depremin üzerinden geçen 7 ayın ardından yaralar sarılmaya çalışılıyor. 6 yıl önce Hatay’a okul öncesi öğretmeni olarak atanan 29 yaşındaki depremzede Merve Can, memleketi Isparta’da yaptığı müzikle depremin izlerini unutmaya çalışıyor. Deprem anında yaşadığı felaketi güçlükle anlatan Merve Can, “Televizyondan izlediğiniz gibi ya da duyduğunuz gibi bir olay değil, yaşaması oldukça güçtü. Ben yeni yıl tatilinden yeni dönüş yapmıştım Hatay’a. O gece zor uyudum, tam uykuya daldıktan sonra bir sarsıntı yaşadık. Telefonumu almışım, o anı hatırlamıyorum. Direkt yatağımın kenarına geçerek pozisyon almaya çalıştım ama asla pozisyon alamadım, o kadar şiddetli bir depremdi. Büyük bir gürültü vardı. Ben beşinci katta oturduğum için çıkma şansım yoktu. Zaten çıkmayı düşünmemiştim, depremin bitmesini bekledim ama biteceğini düşünmemiştim, artık binam yıkıldı ve ben enkaz altında kaldım diye düşünüyordum. 90 saniye geçmişti, tabii biz yaşarken farkında değildik. Deprem gürültüsü kesildiğinde ben çığlıkları duymaya başladım ve o an kendime şu an bir sarsıntı yok ama biliyorum ki deprem devam ederse çıkamayacağım binadan dedim. Bir şansını dene diyerek o sırada kapımı çekip çıktım. Tabii biz o an kıyameti yaşadık orada, merdivenlerim çökmüştü zaten. Atlayarak iniyorduk ve herkes birbirinin üstüne düşüyordu o sırada. Dışarı çıktığımda çok şiddetli bir yağmur vardı ve ben olayın şokundaydım. Her yerde insanlar vardı ve herkes çığlık atıyordu. Binadan uzaklaşmam gerektiğinin bile farkında değildim. Hiç tanımadığım, ismini bilmediğim bir komşum o sırada ’Burada durmayın’ dedi ve ben onun arabasına bindim. Biz arabaya geçtiğimizde hala sarsıntı, deprem devam ediyordu” dedi.

“Yaşamaya utandığım manzaralarla karşılaştım”
Ailesinin Isparta’da olması sebebi ile 6 Şubat gecesini arkadaşının ailesinin yanında geçirdiğini belirten Can, “Arkadaşım ve ailesi beni almaya geldi. Ortam zifiri karanlıktı. Biz olayın büyüklüğünün farkında değildik ve arabanın içinde ne yaşadığımızı anlayamamış bir şekilde günün doğmasını bekledik. Çok ilginçtir o gün güneş doğmadı Hatay’da, çok karanlıktı. Gündüz olduğunda olayın ciddiyetinin farkına vardık. Kurtuldum demeye, sevinmeye fırsat olmadan yaşamaya utandığım manzaralarla karşılaştım” dedi.
Yakıt olmadığı için üç gün Hatay’da kaldıklarını söyleyen Can, “Artık evler kalmamıştı, girecek bir yer yoktu. Arkadaşımın ailesi ve akrabalarıyla bildiğiniz sebze seralarından kendimize çadır yaptık ve orada barınmaya çalıştık. Birçok kişi ile beraber üç günüm orada geçti ama su yok, yiyecek yok. Isınmak için sadece arabaları kullanıyorsunuz. Arabaların yakıtı yok. Birilerinin bize ulaşmasını bekledik. Telefonlar çekmiyordu, birkaç gün sonra ufak sinyaller alabildik. Dışarıdan gelecek arkadaşlarım bana ulaşmaya çalıştı. Onlardan tek istediğim şey yakıt oldu. Çünkü çıkmamız gerekiyordu oradan. Depremlerin arkası kesilmiyordu. Üçüncü günün sonunda yakıt bularak Hatay’dan ayrıldık. Ben Isparta’ya altıncı günün sonunda gelebildim” şeklinde konuştu.

“6 Şubat’tan sonra ilk defa mutlu olduğumu hissedebiliyorum”
Küçüklüğünden beri müzikle hobi olarak ilgilendiğini ve depremin izlerini müzikle unutmaya çalıştığını belirten Merve Can, “Amatör olarak şarkılar söylemeye çalışıyorum. Bu ilkokuldan itibaren devam ediyor benim hayatımda. Ben bu depremde bana sadece bir kapı değil, bütün kapılar kapanmıştı diye düşünmüştüm. Artık yaşadığımı hissetmiyordum ve tutunacak bir şey bulamıyordum bu hayatta kendime ama hayat ve arkadaşım Özcan bana çok büyük bir fırsat sundu ve böyle bir projede buluştuk. Onunla birlikte şarkı yaptık. 6 Şubat’tan sonra ilk defa mutlu olduğumu hissedebiliyorum. Bir laf vardır ’sevgi paylaştıkça çoğalır.’ Acı da paylaştıkça azalıyor, gerçekten sanat iyileştirir, müzik iyileştirir, ben de müziğe tutundum. Dediğim gibi depremden sonra en güzel anlarımı yaşıyorum. Ben bir daha gülemem, mutlu olamam zannediyordum ama o günden sonra yeni hayatımda, yeni yaşantımda benim tutunduğum tek şey müzik oldu” dedi.
Depremde ağır hasar alan evi kontrollü şekilde yıkılan Merve öğretmen, önümüzdeki hafta Hatay’daki görevine geri dönmeye hazırlanıyor.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.28 16:53:21
Son Düzenlenme Tarihi :