Turizmci Tolga Cömertoğlu, twitter’dan yaptığı paylaşımda;
“Tüm turizmci ve otel sahibi arkadaşlarıma uyarımdır. Yerleşik yabancılar aldıkları evleri yine yabancı turistlere kiralamaya başladı, otellerimizde eski konaklayan misafirlerimizin bazıları buraları kiralayıp geçmişten kalan kol bantlarıyla otellere girip tüm günlerini burada geçirip akşamları bu evlere dönüyorlar .
Dikkat etmekte faide var!!!!
Tüm Antalyaya zararı olan bir hareket başlangıcıdır bu …!!!
Cömertoğlu’nu sosyal medya hesabından takip ediyorum. Sayıları her geçen gün daha da azalan Antalyaspor gönüllerinden biri. Taraftarın ifadesiyle “ağabeyleri”.
Benim ifademle ön plana çıkmayan gizli bir hayırsever.
Ve Antalya’nın sayılı turizmcilerinden.
Turizmci Tolga Cömertoğlu’nun sosyal medya hesabından turizmcilere ve otel sahiplerine yaptığı uyarı bana göre devletimizin ilgili makamlarına ve kişilerine yaptığı ve mutlaka dikkate alınması, gereğinin yapılması gereken bir uyarı.
Cömertoğlu’nun twitter’daki paylaşımının altına imzamı atıyorum, yerleşik yabancıların sadece turizmcilere ve otel sahiplerine zarar vermediğini, bir çok alanda haksız rekabet oluşturduklarını özellikle vurgulamak istiyorum.
Yerleşik yabancıların bir yandan kayıtsız-vergisiz para kazandıklarını, diğer yandan devletimizi maddi açıdan zarara uğrattıklarını düşünüyorum.
Bugün Antalya caddelerinde son model araçlarıyla fink atan, ülkedaşları yoklukla boğuşurken, çocuklarını cephelerde kaybederken, onlar Antalya’da sadece muhteşem bir yaşam sürdürmeyip, aynı zamanda diş polikliniklerinden, turizmciliğe, yat işletmeciliğinden, gayrimenkul pazarlamaya, rent a-car’cılıktan taşımacılığa ve satın aldıkları onlarca havuzlu site içindeki gayrimenkullerini tatil amaçlı kiralamaya kadar onlarca alanda hatırı sayılır para kazanan yerleşik yabancıların el atmadığı sektör kalmadı.
Hatırlayın; uyanıklar, Kemer yolunda halka açık bir plajtaki en güzel konumdaki masaların üzerlerine örtü örtüp, çerezine, mezesine meyvasına, suyuna, tatlısına kadar döşeyip “rezerve” diye kapattırıp, internet üzerinden bu masaları yabancılara pazarlamamışlar mıydı ?
Lüks sitelerden aldıkları onlarca 1+1 daireyi yine internet üzerinden tatil amaçlı pazarlayan ve bu işi yaparken para akışını Türkiye’ye girmeden halleden uyanıklar, Türkiye’yi vergisiz yaşanılacak ve iş yapılacak bir cennet olarak daha ne kadar görecekler ?
Sonuç olarak...
Bu ülkede araç sahipleri ek MTV ödüyorsa, son model araçlarıyla Antalya caddelerinde dolaşan yerleşik yabancılarda, kullandıkları yolun, caddenin, parkın, denizin parasını da ödemek zorundalar.
Ticari amaçlı aldıkları aşikar olan lüks sitelerdeki konutlar içinde yerleşik yabancılar mutlaka vergi, ek vergi ödemeli. Hatta birden fazla her daire için artan oranlarda vergi ödemeli.
Yerleşik yabancıların kaçak-köçek yaptıkları tüm ticari işleri yakından takip edilmeli, mercek altına alınmalı, vergilendirilmeli...
Kısaca artık Türkiye, Antalya yerleşik yabancılar için ticari açıdan cennet olmamalı.* Erkin ÖZGÜNSÜR
Hatay’da yaklaşık 10 bin depremzede ’can dost’ mama desteği bekliyor
Kahramanmaraş merkezli depremlerin en büyük yıkımı yaptığı Hatay’da, evcil yada sahipsiz hayvanların beslenme ve sağlık ihtiyaçlarının giderilmesi için acil destek istendi. Enkazlar arasında bitkin haldeki hayvanları gönüllüler ellerinden geldiğince beslemeye çalışıyor.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler 11 içinde en büyük yıkıma Hatay’da neden oldu. Kentin Antakya ve Defne ilçeleri binlerce bina yıkıldı, hasar alanlar ise boşaltıldı. İnsanlar il dışına, çevre ilçelerdeki köylere yada konteyner kentlere yerleşti. Geride ise evcil ve sahipsiz hayvanlar kaldı. Binlerce hayvan, ağırlıklı olarak kedilerin özellikle işletmelerin yoğun bulunduğu bölgelerde enkaz arasında yaşadıkları görüldü. Besleme yapılan noktalarda dolaşan kedilerin, sıcakla birlikte susuz ve aç kalmaları nedeniyle bitkin oldukları gözlemlendi. Bölgede besleme yapan
"10 binin üzerinde hayvan var"
Hayvan Hakları Federasyonu(HAYTAP)Aydın Temsilcisi ve Hayvan Arama Kurtarma Görevlisi Mehmet Gürkan Tığoğlu, Hatay’da şuan enkaz arasında 10 binden fazla hayvanın yaşadığını belirtti.
Evde bakılan ve sokaktaki sahipsiz hayvanlarında dahil olmasıyla binlerce bir popülasyondan bahsettiklerinin altını çizen Tığoğlu, “Bizim şubat ayından bu yana Hatay’dan transfer ettiğimiz, sahiplerine ulaştırdığımız 2 binden fazla hayvan var. Çok ciddi bir rakam. Sadece buradan kurtarmak değil, tedavisini yapmak, aynı zamanda onları gittiği yerde alan açmak vesaire derken çok ciddi bir organizasyon” diye konuştu.
"Çamurlu su dahi yok"
Depremin ikinci gününden beri Hatay’da sahada olduklarını dile getiren Tığoğlu,” Deprem unutuldu, unutturuluyor, unutuluyor daha doğrusu. Burada kimse kalmadı eskisi kadar arama kurtarma ya da yardımlaşma ekipleri gün geçtikçe azalmaya başladı. İnsanlar olmadığı için ki bu hayvanlar aslında evcil hayvanlar. Şu anda içebilecekleri çamurlu su dahi yok. Burada arkadaki bir kafede önceden bir şekilde bu hayvanlar besleniyordu. Ya da bilinçli insanların mama vermesiyle ya da su vermesiyle, düzenli bakımlarını yapmasıyla hayatını idame ettirebiliyorlardı. Ama şu anda hayalet şehir söz konusu” dedi.
"Mama ihtiyacı var"
Enkazın içerisinde doğum yapmış onlarca kedi olduğunu ifade eden Tığoğlu, “Bunları almaya çalışıyoruz. Yine enkazın içerisinde güvenli alan oluşturduğunu düşünen köpekler var. Onların ayakları kırılıyor, yaralanıyor, hastalık kapıyor. Çünkü, temiz gıdaya erişemedikleri için bağışıklık sistemleri çok düşüyor. Ve biz bunları bir şekilde tespit ederek, hala daha her gün onlarcasını çıkartıp bir şekilde kendi kliniklerimizde ya da anlaşmalı kliniklerimizde tedavi ederek çıkartmaya çalışıyoruz. Her şeye ihtiyaç var hayvanla alakalı. En başta zaten su dahi yok demiştim. Evsel atık hadi bir şekilde olsa yine bir şekilde başının çaresine bakar diyebileceğimiz evsel atık bile yok. Mama ihtiyacı kesinlikle var. Yaş mama olur, kuru mama olur. Kedi maması, köpek maması ayrı şekilde. Ve en çok antibiyotik grubu, ilaç grubu, gönüllü veteriner grubu vesaire falan. Sağlık hizmetinin de olacağı çok şeye ihtiyaç var” ifadelerine yer verdi.
Gerekli çalışmaların yapılamadığı için hayvanların kontrolsüzce üremeye devam ettiğine değinen Tığoğlu, bunun da başlı başına bir problem olduğunu sözlerine ekledi.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler 11 içinde en büyük yıkıma Hatay’da neden oldu. Kentin Antakya ve Defne ilçeleri binlerce bina yıkıldı, hasar alanlar ise boşaltıldı. İnsanlar il dışına, çevre ilçelerdeki köylere yada konteyner kentlere yerleşti. Geride ise evcil ve sahipsiz hayvanlar kaldı. Binlerce hayvan, ağırlıklı olarak kedilerin özellikle işletmelerin yoğun bulunduğu bölgelerde enkaz arasında yaşadıkları görüldü. Besleme yapılan noktalarda dolaşan kedilerin, sıcakla birlikte susuz ve aç kalmaları nedeniyle bitkin oldukları gözlemlendi. Bölgede besleme yapan
"10 binin üzerinde hayvan var"
Hayvan Hakları Federasyonu(HAYTAP)Aydın Temsilcisi ve Hayvan Arama Kurtarma Görevlisi Mehmet Gürkan Tığoğlu, Hatay’da şuan enkaz arasında 10 binden fazla hayvanın yaşadığını belirtti.
Evde bakılan ve sokaktaki sahipsiz hayvanlarında dahil olmasıyla binlerce bir popülasyondan bahsettiklerinin altını çizen Tığoğlu, “Bizim şubat ayından bu yana Hatay’dan transfer ettiğimiz, sahiplerine ulaştırdığımız 2 binden fazla hayvan var. Çok ciddi bir rakam. Sadece buradan kurtarmak değil, tedavisini yapmak, aynı zamanda onları gittiği yerde alan açmak vesaire derken çok ciddi bir organizasyon” diye konuştu.
"Çamurlu su dahi yok"
Depremin ikinci gününden beri Hatay’da sahada olduklarını dile getiren Tığoğlu,” Deprem unutuldu, unutturuluyor, unutuluyor daha doğrusu. Burada kimse kalmadı eskisi kadar arama kurtarma ya da yardımlaşma ekipleri gün geçtikçe azalmaya başladı. İnsanlar olmadığı için ki bu hayvanlar aslında evcil hayvanlar. Şu anda içebilecekleri çamurlu su dahi yok. Burada arkadaki bir kafede önceden bir şekilde bu hayvanlar besleniyordu. Ya da bilinçli insanların mama vermesiyle ya da su vermesiyle, düzenli bakımlarını yapmasıyla hayatını idame ettirebiliyorlardı. Ama şu anda hayalet şehir söz konusu” dedi.
"Mama ihtiyacı var"
Enkazın içerisinde doğum yapmış onlarca kedi olduğunu ifade eden Tığoğlu, “Bunları almaya çalışıyoruz. Yine enkazın içerisinde güvenli alan oluşturduğunu düşünen köpekler var. Onların ayakları kırılıyor, yaralanıyor, hastalık kapıyor. Çünkü, temiz gıdaya erişemedikleri için bağışıklık sistemleri çok düşüyor. Ve biz bunları bir şekilde tespit ederek, hala daha her gün onlarcasını çıkartıp bir şekilde kendi kliniklerimizde ya da anlaşmalı kliniklerimizde tedavi ederek çıkartmaya çalışıyoruz. Her şeye ihtiyaç var hayvanla alakalı. En başta zaten su dahi yok demiştim. Evsel atık hadi bir şekilde olsa yine bir şekilde başının çaresine bakar diyebileceğimiz evsel atık bile yok. Mama ihtiyacı kesinlikle var. Yaş mama olur, kuru mama olur. Kedi maması, köpek maması ayrı şekilde. Ve en çok antibiyotik grubu, ilaç grubu, gönüllü veteriner grubu vesaire falan. Sağlık hizmetinin de olacağı çok şeye ihtiyaç var” ifadelerine yer verdi.
Gerekli çalışmaların yapılamadığı için hayvanların kontrolsüzce üremeye devam ettiğine değinen Tığoğlu, bunun da başlı başına bir problem olduğunu sözlerine ekledi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.19 12:16:36
Son Düzenlenme Tarihi :
Elmalı Anaokulu; onlarca proje ile dikkat çekiyor
lmalı Yeni mahallede 2009 yılında açılan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 3-5 yaş grubu çocuklara okul öncesi eğitim öğretim hizmeti veren tek bağımsız anaokulu olan Elmalı Anaokulu; birçok e-Twinning projesine imza atmış durumda. Avrupa ve ulusal projelerinin yanı sıra “Hatay’a Hayat Olalım” ve “Türkiye Çocukları Korosu” gibi sosyal sorumluluk projeleri ile e-Twinning projeleri kapsamında Kalite etiketi başvuru sürecinde olan Elmalı anaokulu görünen o ki daha birçok projeyle adında söz ettirecek.
Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Yeni mahallede 2009 yılında açılan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 3-5 yaş grubu çocuklara okul öncesi Eğitim Öğretim hizmeti veren tek bağımsız anaokulu olan Elmalı Anaokulu; birçok eTwinning projesine imza atmış durumda; Okulun “DENEYiMLİ ÇOCUKLAR PROJESİ” ile; 4-6 Yaş aralığındaki öğrenci grupları ile ilçemizin çeşitli okullarından 9 öğretmen ve öğrencilerinin katılımıyla birlikte yürütülen konusu Deney uygulamak olan ulusal bir projedir.
2020-2021 eğitim öğretim yılında ocak ayında başlayıp Mayıs ayında sona erdirmişler. Etkinliklerin müfredata entegre edildiği Proje tabanlı öğrenmenin ön plana çıkarıldığı projede çocukların bilime merakını uyandırmak, eleştirel düşünme yeteneklerini, sebep sonuç ilişkisi kurma becerilerini geliştirmek çocukların deneyerek, gözlemleyerek öğrenmeleri amaçlanmış. Bu doğrultuda deneyler uygulanmış. Proje ile öğrencilerinin kalıcı öğrenme düşünme, eleştirme ve keşfetme becerileri geliştirilmiş.
Geri dönüşüm Sanatı -Theart of Recycling Projesi uluslar arası 3 ü yabancı 10 ulusal olan 13 ortaklı Avrupa projeleri. Projelerinde 4-6 yaş aralığındaki öğrenci grubu ile 13 öğretmen ve öğrencilerinin katılımıyla yürütülen konusu sanat uygulamaları olan bir proje.2020-2021 Eğitim öğretim yılı Ekim ayında başlayıp Ocak ayında sona erdirmişler.Etkinliklerin müfredata entegre edildiği proje tabanlı öğrenmenin ön plana çıkarıldığı projede öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenmelerine rehberlik ederek,çocukların geri dönüşüm merakını uyandırmak, eleştirel düşünme yeteneklerini,sebep sonuç ilişkisi kurma becerilerini geliştirmek çocukların deneyerek, gözlemleyerek öğrenmesini, atıkları kullanarak yaratıcılıklarını ve sanatsal yeteneklerini sergilemelerine fırsat sağlamak olmuş.
Okul öncesinde teknoloji ve güvenli internet günü Projelerinde uluslararası 10 u Türkiye den 1 Hırvatistan dan 11 ortaklı Avrupa projeleri 4-6 Yaş aralığındaki öğrenciler ve 11 öğretmenin katılımıyla birlikte yürütülen konusu okul öncesine uygun web 2.0 araçlarını ve güvenli internet kullanımını öğrenmek olan bir proje.2020-2021 eğitim öğretim yılında ocak ayında başlayıp haziran ayında sona erdirmişler. Amaçları Okul öncesi öğretmenlerinin yenilikçi öğrenme yaklaşımları ve teknoloji yardımıyla, öğrencilere yönelik içerik ve etkinlik oluşturmak, yapılan tüm etkinliklerde teknolojiyi ve güvenli internet kullanımını etkili ve yerinde kullanmayı sağlamaktır. Öğrencileri projeleri ile 21. Yüzyıl becerileriyle tanışmıştır.
Avrupa ve ulusal projelerinin yanı sıra Hatay’a Hayat Olalım ve Türkiye Çocukları Korosu gibi sosyal sorumluluk projeleri ile eTwinning projeleri kapsamında Kalite etiketi başvuru sürecinde olan Elmalı anaokulu görünen o ki daha birçok projeyle adında söz ettirecek.





