SON DAKİKA
header-ad

Yaya nereden geçerse geçsin !

Antalya’da kaldırım işgali son hızla devam ediyor.

Kaldırımların işgal edildiği, yayalara yürüyecek alan bırakılmadığı Antalya’da, belediyeler kaldırım işgallerine karşı duyarsız kalıyorlar.
Lokantalar kaldırımları işgal etmeyi bir alışkanlık haline getirirken, 2 metreyi bile bulmayan kaldırımlara masa atmayı ve ardından da müşterilerinin güneşte kalmaması için de büyük şemşiyeler açarak kaldırımı tamamen yayalara kapatıyorlar.
Ana caddelerden büyükşehir belediyesi sorumlu olmasına rağmen, ilçe belediyeleri de kendi sorumluluk alanındaki kaldırım işgallerine sessiz kalıyorlar.
Bazı zincir marketler ise kaldırım işgallerini bir alışkanlık haline getirirken, balık reyonununda bulunan balık temizleme tezgahını kaldırıma koyarak, çevresini de kapatıyorlar.
Kimi zaman temizlenen balıkların suları dışarıya akarken, belediyeler denetim yapmadıkları için bunları da görmüyorlar.

Kaynak : Abdültalip GÜNGÖR
Ekleme Tarihi : 2023.08.08 11:07:10
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Antalya Sıcaklarında Dondurma Patlaması: Serinlemek İçin Vazgeçilmez Lezzet!

Antalya'da yaz sıcakları tüm hızıyla etkisini gösteriyor ve insanlar serinlemek için farklı yöntemlere başvuruyor. Son günlerde ise bir lezzetin öne çıktığını söylemek mümkün: Dondurma! Sıcaktan bunalan Antalyalılar, dondurmanın serinletici tadına varmak için dondurmacıları adeta basıyor.

Antalya, doğal güzellikleriyle ünlü bir tatil cenneti olmasının yanı sıra, yaz aylarında oldukça yüksek sıcaklık değerlerine sahip. Ancak bu sıcaklar, Antalyalıların lezzetli dondurmaya olan ilgisini azaltmıyor. Hem yerli halk hem de turistler, dondurmanın ferahlatıcı ve lezzetli özelliklerinden yararlanarak serinlemeyi tercih ediyor.

Dondurmanın sağladığı birçok fayda bulunuyor. Öncelikle, içerdiği süt ve meyve özleri sayesinde vücuda önemli besin değerleri sağlıyor. Aynı zamanda, dondurma yiyerek vücudunuzun sıvı ihtiyacını da karşılayabilirsiniz. Bu, özellikle yaz aylarında sıcak havalarda terleme ile kaybedilen sıvıların yerine konmasında önemli bir rol oynar.

Antalya halkı, dondurmanın yazın tüketilmesinin önemine de dikkat çekiyor. Bir vatandaş, "Antalya'nın sıcakları bazen gerçekten dayanılmaz olabiliyor. Bu dönemde dondurma yemek hem serinlememizi sağlıyor hem de keyifli bir tatlı molası sunuyor. Sıcak havalarda dondurma yemek, enerji verici ve serinletici bir etki yaratıyor" diyor.

Bir diğer vatandaş ise, "Antalya gibi sıcak bir şehirde yaşıyor olmak, dondurmanın kıymetini daha da anlamamızı sağlıyor. Dondurma, sıcak havalarda bizi serinleten ve tatmin eden bir seçenek. Ayrıca, Antalya'nın güzelliklerini keşfederken dondurma yemek de ayrı bir keyif" şeklinde görüşlerini dile getiriyor.

Dondurmanın serinletici etkisiyle birlikte, Antalya'da bu lezzetin tüketimi de önemli bir ekonomik etki yaratıyor. Yaz aylarında dondurmacılar, artan talebi karşılamak için yoğun bir çalışma temposuna giriyor. Bu durum, yerel işletmelerin gelirlerini artırırken, sektördeki istihdamı da destekliyor.

Sonuç olarak, Antalya'da havaların aşırı ısındığı bu dönemde dondurmanın popülaritesi artıyor. Hem serinlemek için tercih edilen bir lezzet hem de besleyici özellikleriyle ön plana çıkan dondurma, Antalya halkının ve turistlerin gözdesi haline geliyor. Bu yaz serinlemek için bir adım atarken, Antalya'nın sokaklarında bir dondurmacıda dondurma keyfi yapmak harika bir seçenek olabilir.

Kaynak : Abdültalip GÜNGÖR
Ekleme Tarihi : 2023.07.08 17:07:25
Son Düzenlenme Tarihi :





Serebral Palsili çocukların yaşam konforunu artırmak mümkün

Halk arasında beyin felci olarak bilinen serebral palsi, çocuklarda görülmekte ve doğumdan önce, doğumda ya da doğumdan sonra herhangi bir sebeple beyin dokusundaki hasara bağlı ortaya çıkmakta. 
Bu hasar hiçbir zaman “tamamen” iyileşmemektedir ancak iyi rehabilitasyon uygulamaları ile hastalar bağımsız bir yaşam kurabilir, eğitim alabilir ve sosyal rollerine devam edebilir. 
Memorial Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ümit Dinçer, serebral palsi ve fizik tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Erken doğan bebeklerde sık görülüyor
Serebral palsi bir çocuğun doğumdan önce, doğumda ya da doğumdan sonra herhangi bir sebeple beyin dokusunda gelişen hasarlar sebebiyle oluşan ilerleyici olmayan bir beyin hastalığıdır. Çocuklarda beyin felci olarak da tanımlanır. Etken beynin oksijenizasyon sorunu, enfeksiyonlar, kanamalar, ağır sarılık, genetik veya nörolojik hastalıklar olabilir. Hastalığın genel karakteri ilerleyici olmamasıdır. Yani sabit, permanent denilen bir beyin hasarından bahsedebiliriz. Ancak hastalığın vücudun periferindeki yani kollarda, bacaklarda ya da sistemler üzerindeki etkileri değişkenlik gösterebilir. En önemli problemlerden biri kas fonksiyonları üzerindeki etkileridir. 
Beyin hasarına bağlı olarak kas güçsüzlüğü, spastisite (istemsiz kas gerginliği),  distoni (istemsiz hareketler) ve ataksi (denge bozukluğu) dediğimiz tablolarla kendini gösterebilir. Her ne kadar beyindeki hasar sabit olsa da bu sayılan tablolarda bazen artış, bazen azalma yaşanabilmektedir. Bu yönüyle dinamiktir ancak beyin hasarı yönüyle dinamik değildir.
Risk gruplarına dikkat
En fazla erken ve düşük doğum ağırlığı ile dünyaya gelmiş olan çocuklarda görülmektedir. Yani prematüre ve 1.5 kg’ın altında doğmuş olan çocuklarda serebral palsi görülme ihtimali diğer çocuklardan çok daha yüksektir ancak her şeyiyle normal dünyaya gelmiş çocuklarda da serebral palsi görülebilmektedir.
Çocuğunuzu iyi gözlemleyin
Serebral palsinin erken ortaya çıkan belirtileri çocukların gelişim evrelerini izlenerek görülebilmektedir. Bir çocuk doğduktan 3 ay sonra en geç baş kontrolünü yapabilmeli, 9 ay sonra oturabilmeli, 12-14. aylarda yürüyebilmelidir. Eğer bir çocuk 5-6. aylarda hala baş kontrolünü sağlayamıyorsa, 8. ve 9. aylarda oturamıyorsa, 1 yaşına geldiğinde adımlama ya da sıralama fonksiyonlarını kazanamamışsa bu çocuklarda bir problem olduğunu düşünmeliyiz. Çoğul gebelik, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, kordon dolanması gibi doğum esnasında zorluklar yaşanması durumuna fonksiyon kazanımlarındaki gecikmeler de eklendiğinde çocuğun serebral palsi olma ihtimalinden şüphelenilir.
Tanıda geç kalınmaması önemli
Serebral palsi tanısı şüphelenmekle başlar. Dolayısıyla ilk bulgular ailede veya takiplerini yapan çocuk hastalıkları uzmanının şüphelenmesi ile başlar. Sonra Pediatrik Nöroloji uzmanları tarafından önce çocuktaki motor, nörolojik ve mental gelişimdeki sorunlar değerlendirilir. Bazı klinik değerlendirmelere eşlik eden MR incelemeleri ile beyindeki hasarlar tanınabilir. Nihayetinde belli bir aşamaya gelmiş ve ilerleyici olmayan beyin hasarı netleşirse serebral palsi tanısı klinik olarak da netleşir. Ancak ailelerin izleyebileceği yol şu olabilir. Eğer çocuk çoğul gebelikten biriyse yani ikiz ya da üçüz bebekten biriyse, düşük doğum ağırlığı ile doğmuşsa, erken doğmuşsa (özellikle 28. haftadan önce) ve motor gelişim evrelerinde gecikme varsa bu çocuk geç kalınmadan çocuk nörolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
Modern tedavi uygulamalarından faydalanın
Serebral palsili hastalarda pek çok problem eşlik edebilir. En önemlisi kas ve kas koordinasyonunu ilgilendiren motor becerilerde yaşanan sorunlardır. Dolayısıyla süreçte en önemli şey rehabilitasyon perspektifiyle bakmaktır. Yani çocuğun başını kontrol edebilir, yürüyebilir, oturabilir ve ayakta durabilir hale getirmek için yapılacak olan rehabilitasyon çalışmalarıdır. Ancak hastalığın ağırlığına bağlı olmak üzere çocuklarda başka nörolojik problemler de olabilir. Örneğin, epileptik ataklar, yutma güçlüğü, solunum ya da otonomik problemler vb. eşlik edebilir. Bu eşlik eden problemler de usulünce tedavi edilmelidir. İlerleyen zamanlarda tedaviye eşlik etmesi gereken uygulamalardan bazıları ortopedik operasyonlardır. 
Yani çocukta kas iskelet sistemi ve ekstremitelerde yani uzuvlarda (kalça, diz, ayak bileği ve ayak) bazen spastisite adı verilen şiddetli kas gerginliklerinin belirlediği deformiteler söz konusu olabilir. Bu tablolar eğer rehabilitasyon ve ortez (yardımcı tıbbi cihazlar) ile kontrol edilemez ise ortopedik cerrahi uygulamalarıyla ortadan kaldırılması gerekebilir. 
Ancak her serebral palsili aynı semptom ve bulgularla doğmaz. Dolayısıyla her çocuğun ihtiyacı onun için yapılacak olan özel değerlendirme ve tedavilerle bertaraf edilmelidir. Hatta temel rehabilitasyon uygulamaları dahi bireyselleştirilmelidir.
Temel amaç motor gelişim aşamalarını tamamlamak ve beceri düzeyini arttırmaktır. Tedavinin ekseni Fizyoterapi yani rehabilitasyondur. Özel rehabilitasyon uygulamaları nörogelişimsel destek sağlarken, spastisitenin sebep olduğu tabloların tedavisinde ortez, yardımcı cihazlar, botulinum toksin ( botoks) ve medikal tedaviler kullanılabilir. Bir fizyoterapistin birebir çalışması ile giden rehabilitasyon çalışmalarında zaman zaman sofistike cihazların (ileri teknoloji cihazları. Robotlar vs.)  kullanımı da söz konusu olabilir. Denge, kas güçlendirme çalışmaları için havuz tedavileri, hippoterapi gibi alternatifler de kullanılabilir.
Çocuğun yaşam kalitesi artırılıyor
Beyindeki lezyon tamamen ortadan kalkmaz. Ancak ilgili sorunlar iyi rehabilitasyon uygulamalarıyla ortadan kaldırılabilir. İyileşmeden kasıt şudur: Hastalar tutulum şekillerine bağlı olmak üzere özellikle hemiplejik ve diplejik olan çocuklar normal gelişimlerini geç de olsa yakalayabilirler, yürüyebilirler, okula gidebilirler, öğrenim hayatlarını tamamlayabilirler, meslek sahibi olabilirler ve sosyal rollerini tamamen oynayabilirler. Tetraplejik olanlarda yani hem kol hem bacak tutulumu olanlarda gerek mental gerekse fiziksel olarak gecikmeler kalıcı olabilir. Dolayısıyla onlardaki beklentiler biraz daha düşüktür. Ancak tam kür yani tamamen iyileşme maalesef bu hastalıkta söz konusu değildir. Amaç mevcut durumda maksimum bağımsızlık seviyesine çıkabilmektir.
* MEMORİAL BASIN

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.07.23 15:26:07
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.07.23 15:26:33