SON DAKİKA
header-ad

Yeni doğan ikiz aslanlara pastalı kutlama

Antalya’da bulunan özel bir hayvanat bahçesinde 10 Ağustos Dünya Aslan Günü ve yeni doğan ikiz aslanlar için pasta kesilip kutlama yapıldı.
Yeni doğan ikiz aslan yavrularının bulunduğu bölüm balonlarla süslenirken, sevimli aslanların pastasını kesen hayvanat bahçesi görevlisi Beyza Demir, “Bu..

Antalya’da bulunan özel bir hayvanat bahçesinde 10 Ağustos Dünya Aslan Günü ve yeni doğan ikiz aslanlar için pasta kesilip kutlama yapıldı.
Yeni doğan ikiz aslan yavrularının bulunduğu bölüm balonlarla süslenirken, sevimli aslanların pastasını kesen hayvanat bahçesi görevlisi Beyza Demir, “Bugün 10 Ağustos Dünya Aslan Günü. İki yavrumuzun bugün aramıza katılmış olması bizlerin mutluluğunu bir kat daha artırdı. Dünya Aslan Gününü taçlandıran yavrularımız için pasta keserek kutlama yapıyoruz” dedi.
3 ay önce dünyaya gelen altı yavrunun kendilerine ayrılan bölümde sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürdüğünü belirten Beyza Demir “Bugün doğan yavrularımız da bir süre sonra 6 yavrunun yanına alınacak ve birlikte yaşamaya başlayacaklar. Berkem Aslan Diyarında 18 yetişkin, 6 tane 3 aylık ve 2 tane yeni doğan olmak üzere toplam 26 tane aslan bulunmaktadır” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.10 15:11:13
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Gıda ve temiz su kıtlığı kapıda!

Dünyanın öncelikli problemleri arasında yer alan İklim Değişikliği ve Atık konusu, Alanya Üniversitesi’nde masaya yatırıldı. İklim krizi ve atık yönetimine dikkat çekilen seminerde, gıda ve temiz su kıtlığı uyarısı yapıldı, çözüm önerileri hakkında bilgiler verildi.

Antalya Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden Çevre Mühendisi Dr. Nilgün Akbulut Çoban, Alanya Üniversitesi’nde, “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık” konulu seminer düzenledi.  Küresel ısınma ve iklim krizinin zararlarına dikkat çeken Çoban, Türkiye’nin iklim krizine karşı gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında da bilgiler aktardı.  

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İKLİM KRİZİNE DÖNÜŞTÜ 

 

Küresel ısınma sorunun çok büyük bir sorun olduğuna vurgu yapan Dr. Nilgün Akbulut Çoban, "Biz şu an seçimimizi yapmalıyız. Küresel sorun uzakta değil, yakınımıza kadar gelmiş durumda. Biz kendi türümüzle birlikte bu dünyadaki, bu ekosistemdeki hiçbir türün yok olmasına izin vermemeliyiz. Buradaki ana tema, 'ben tek kişiyim hiçbir şey yapamam' diyerek bu kendimizi bu işten alıkoymamalıyız. Kendi türümüzle birlikte diğer türleri yok etmemeyi tercih etmeliyiz. Artık iklim değişikliğinin etkilerini uzakta değil, hemen mahallemizde yaşanan sel felaketinde görüyoruz. Ülkemizde pek çok felaketler oluyor. Alanya’da da oldu. Hortumlar yaşanıyor, Kumluca’da çok yeni sel felaketi yaşadık. Bu yaşadığımız afetlerin önüne geçmek gerekiyor. Biz hep 'küresel ısınma' diyoruz ama kavramlar bunun ötesine geçti. Bugüne kadar 'iklim değişikliği' olarak adlandırılan durum, 'iklim krizi’ olarak adlandırılmaya başlandı” ifadelerini kullandı.  

 

"ENERJİ VE TARIM SEKTÖRÜ KÜRESEL ISINMAYI TETİKLİYOR" 

 

Küresel ısınmanın neden oluştuğuna ilişkin teknik bilgiler aktaran Dr. Nilgün Akbulut Çoban, kentleşme ile birlikte atmosfere salınan sera gazlarının arttığına dikkat çekti. Atmosferdeki sera gazlarının küresel ısınmayı tetiklediğini dile getiren Dr. Çoban, "Güneşten yer küreye inen ışınların bir kısmının tekrar uzaya yansıması gerekiyor. Ama kentleşme ile birlikte, atmosferin etrafını saran gazlardan dolayı, yer küreden uzaya belli bir ışın yansıması gerçekleştirilemiyor. Bu durum da küresel ısınmayı beraberinde getiriyor. ‘Dünyamızın etrafını saran, sera etkisi yaratan gazlar neler’ diye sorduğumuzda, ilk başta karbondioksit geliyor. ‘Ülkemizin sera gazı envanteri nedir, iklimlerin dengesini bozan kirleticilerin oranı nedir’ diye baktığımızda, Türkiye İstatistik Kurumu’na göre, birinci bileşenin yüzde 70 oranla karbondioksit olduğunu görüyoruz. Bu karbondioksit salınımlarının yüzde 70’inin enerji sektöründen kaynaklandığını görüyoruz.  Tarım sektöründen kaynaklanan sera gazı salınımı ise ikinci sırada yer alıyor. Atıkların yönetiminde sera gazlarının oluşumunda etkili olduğunu görüyoruz. Ülkemizde sera gazlarının durumuna baktığımızda, kentleşme ve sanayileşme ile birlikte atmosfere verdiğimiz emisyonlar devam ediyor. Kişi başı ürettiğimiz sera gazı emisyonları artıyor” diye konuştu.  

 

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EYLEM PLANINDA ANTALYA ÖNCÜ KENTLERDEN 

 

Çevre Mühendisi Dr. Nilgün Akbulut Çoban, tarım ve atık sektöründe sürdürülebilir yaklaşımların olması gerektiğine dikkat çekti.  Antalya’nın bu konuda çok çaba gösterdiğine dikkat çeken Çoban, Antalya’nın bu konuda öncü kentlerden biri olduğunu anlattı. "İlimiz Antalya, Türkiye’deki birçok ile göre, sürdürülebilir enerji ve iklim değişikliği eylem hazırlama konusunda öncü kentlerden. Sürdürülebilir İklim değişikliği eylem planı ilk olarak 2012 yılında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından hazırlanmış ve en günceli 2022 yılı sonunda yapılmış durumda” ifadelerini kullanan Dr. Nilgün Akbulut Çoban, konuşmasına öyle devam etti: “Kentimizde sera etkisi yaratan gazlarda en fazla etkinin bina sektörü olduğunu görüyoruz. Binaların ısıtılması, soğultulması ve aydınlatılması gibi alt faktörler var. İkinci sırada ulaşım, bunu atıkların yönetimi takip ediyor.  Atık yönetiminde iklim değişikliğine sebep olan katı atık bertarafın iklim değişikliğine yüzde 70 oranda olumsuz etki yarattığını görüyoruz. Dolayısıyla ürettiğimiz bu atıkların akıllı bir şekilde sürdürülebilir yaklaşımlarla kontrol edilmesi gerekiyor ki iklim krizi ile mücadele edebilelim. İlk etapta çevre problemi olarak görülen durum, şu anda çevre probleminin ötesine gitti”  

 

"GIDA VE TEMİZ SU KITLIĞI YAŞANABİLİR” 

 

Olası bir iklim değişikliğinden dolayı Akdeniz havzasının olumsuz etkileneceğini söyleyen Çevre Mühendisi Dr. Nilgün Akbulut Çoban, tarım ve turizm sektöründe yaşanabilecek su krizine dikkat çekti. Dr. Çoban, "Akdeniz havzası, iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölge. Bulunduğumuz kent de maalesef etkilerden en fazla etkilenecek illerden. Özellikle bir çeşitlilik bağlamında Özellikle biyo çeşitlilik bağlamında Adana’dan sonra en fazla endemik türün olduğu kentte yaşıyoruz. Attığımız adımlar, verdiğimiz kararların yönetimi sağlayacak şekilde olması gerekiyor. Sıcak bir kentte yaşıyoruz. Dolayısıyla kuraklık ve orman yangınları gibi sorunlara yol açabilecek bir durumdayız. Tarım, turizm iklim değişikliğinden olumsuz etkilenecek. Gıda ve temiz su kıtlığı kenti etkileyebilir. İklim değişikliği ile ilgili ilk adımlar, 1972 yılında Stockholm Konferansı ile başladı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sözleşmesi bu anlamda kilit rol oynuyor. Biz de ilk defa 2004 yılında BM İklim Değişikliği Protokolüne dahil olduk. 2009 yılında da Kyoto Protokolü’ne dahil olduk.  İklim değişikliği ile ilgili adımlarımız 2021 yılında Paris İklim Anlaşmasına dahil olduk. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız yeni pozisyonunu almış oldu. Uluslararası sözleşmelerde ülkemizin ayrı bir yeri var. Gelişmiş ve Gelişmekte olan ülkelere göre yapılan politika ve finansmanlardan ülkemizin BM ayrıcalıklı durumumuz var.  AB, 2030 yılına kadar karbon salınımını azaltmayı planlıyor. 2050 yılına geldiğinde sıfır karbon dönemine geçmeyi vadediyor. Kendi üye devletlerle ve ithalat ve ihracatta sınır ve düzenlemeler gelecek. AB ile ithalat ve ihracat olan bir ülkedeyiz. Buna göre çalışmalarımız devam ediyor. AB yeşil mutabakat eylem planı hazırlandıktan sonra bakanlığımız da hazırlanan mutabakata uyumlu mutabakatlar hazırlandı” ifadelerini kullandı. 

 

"2050 YILINDA DÜNYA BİZE YETMEYECEK" 

 

  

Antalya Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden Çevre Mühendisi Dr. Nilgün Akbulut Çoban, kişi başı üretilen atık miktarları hakkında bilgiler aktardı. Atıkları yönetmenin çok önemli olduğunu söyleyen Çoban; “Atıkları yönetmek çok önemli. Kişi başı üretim miktarı arıtıyor. Bu tüketim alışkanlığı ile devam edersek maalesef 2050 yılına geldiğinde bu dünyamız bize yetmemeye başlayacak. İki tane daha böyle bir dünyaya ihtiyacımız olacak. Çok tüketeceğiz.  Maalesef çok fazla tüketim demek, çok fazla atık çok fazla emisyon demek. Bu da tüm dengelerin bozulması demektir. BM İnsani Gelişmiş İndeks Raporu’na göre; insanoğlu dünyaya geldiğinden beri ilk kez, dünyadaki tüm canlıların toplam ağırlığından fazla atık üretmeye başladı. Bu da gezegenimizde baskı yaratmaya başladı. Bizim ülkemiz bu konuda gelişmeye devam eden bir ülke. OECD ülkeleri arasında hem ekonomik gelişim hem de sera gazı emisyonu en fazla artan ülkelerden bir tanesi. Ülkemizde atıklar her geçen gün artıyor. Bu tüketim alışkanlıklarıyla gidersek, kentler için ayrılan düzenli atık depolama sahaları daha hızlı bir şekilde yaşam ömrünü tamamlayacak. O yetmediği için yeni düzenli depolama sahası açmak zorunda kalacağız. Bu da yeni bir ormanın, yeşil alanın yok olması demek. Bunun önüne geçmek gerekiyor. Bunu da atıkların geri dönüşümünü sağlıklı yaparak gerçekleştirebiliriz” dedi.  

 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.03.30 12:38:43
Son Düzenlenme Tarihi :





Antalyaspor Akademisi’nde tatil yok! Futbolculara özel program verildi

Antalyaspor Akademisi’nde Tatil Yok: Genç Futbolculara Kişiye Özel Yaz Programı

Akademi liglerinde sezonun tamamlanmasının ardından Antalyaspor altyapısında forma giyen genç futbolcular kısa süreli izne ayrıldı. Yoğun ve uzun bir sezonu geride bırakan kırmızı-beyazlı gençler, bir yandan fiziksel ve mental olarak dinlenerek enerji depolarken diğer yandan da yeni sezon hazırlıklarını sürdürüyor.

Akademi Direktörü Nedim Yiğit ve ekibinin koordinasyonunda hazırlanan özel çalışma programları, her oyuncunun bireysel ihtiyaçlarına göre şekillendirildi. Sezon boyunca yapılan performans analizleri doğrultusunda futbolculara ayrı ayrı gelişim planları hazırlanırken, yaz döneminin sadece dinlenme değil aynı zamanda gelişim sürecinin bir parçası olması hedefleniyor.

Bu kapsamda Antalyaspor Futbol Akademisi, genç sporcuların gelişimini bilimsel yöntemlerle takip etmeyi sürdürüyor. Akademi bünyesindeki U14 takımı sezon sonunda kapsamlı performans testlerinden geçirildi. Yapılan ölçümlerle sporcuların fiziksel kapasitesi, dayanıklılığı, hız ve çeviklik seviyeleri detaylı şekilde analiz edildi. Elde edilen verilerin yeni sezon planlamalarında yol gösterici olacağı belirtilirken, genç futbolcuların gelişiminin sürdürülebilir ve ölçülebilir bir şekilde takip edilmesi amaçlanıyor.

Akademi yetkilileri, modern futbolda bilimsel verilerin önemine dikkat çekerek genç sporcuların performanslarının yalnızca saha içi gözlemlerle değil, bilimsel testlerle de değerlendirildiğini ifade etti. Bu sayede oyuncuların güçlü yönlerinin ve geliştirilmesi gereken alanlarının daha net ortaya konulduğu vurgulandı.

Yaz dönemi boyunca uygulanacak bireysel programlar da bu veriler ışığında hazırlandı. Bazı oyuncular için kuvvet ve dayanıklılık çalışmaları ön plana çıkarılırken, bazı oyuncular için hız, çeviklik ve teknik gelişim odaklı programlar oluşturuldu. Bunun yanında kondisyon, teknik beceri ve mental dayanıklılık alanlarında da kişiye özel çalışmalar planlandı.

İzin döneminde olmalarına rağmen akademi oyuncularının teknik ekip ile iletişimlerinin devam edeceği, belirli aralıklarla çalışma raporlarının takip edileceği öğrenildi. Akademi yönetimi, sezon öncesi kampına kadar oyuncuların hem fiziksel hem de zihinsel olarak hazır hale gelmesini hedefliyor.

Antalyaspor Futbol Akademisi’nin uyguladığı bu bilimsel ve bireyselleştirilmiş gelişim modeliyle genç yeteneklerin profesyonel futbola daha donanımlı şekilde hazırlanması amaçlanırken, kulüp yönetimi de önümüzdeki yıllarda akademiden A takıma daha fazla oyuncu kazandırmayı hedefliyor.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.06.03 10:17:34
Son Düzenlenme Tarihi :