SON DAKİKA
header-ad

Yerli Anadolu propolisi üreticisine uluslararası buluş ödülü

22 farklı ülkeden katılımın olduğu ve 424 patentin yarıştığı 8. ISIF 2023 Uluslararası Buluş Yarışması’nda BEE’O Propolis, geliştirdiği patentli ve ödüllü özütleme yöntemi ile 1’incilik ödülüne layık görüldü ve altın madalyanın sahibi oldu.
Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin ulusal ve uluslararası katılımcılarla buluşturulması amacıyla düzenlenen, Türkiye’nin ilk ve tek uluslararası buluş fuarı niteliği taşıyan ISIF, kapılarını sekizinci kez dünyanın yenilikçi firmalarına açtı. 27 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanında gerçekleşen 8. İstanbul Uluslararası Buluş Fuarı ISIF23, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından katılımcılarla gerçekleşti. 22 farklı ülkeden katılımın olduğu ve 424 patentin yarıştığı 8. ISIF 2023 Uluslararası Buluş Yarışması’nda 7 İTÜ Arı Teknokent firması ödül kazandı. Kadın Girişimci Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı’nın kurucusu olduğu BEE’O Propolis, uluslararası jüri tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından 1’incilik ödülüne layık görülerek altın madalyanın sahibi oldu.

"En yüksek oranda biyoyararlanım sağlanabilecek bir özütleme yöntemi geliştirdik"
Türkiye’de ilk kez “Sözleşmeli Arıcılık” modeli ile üretmek ve proses yöntemini geliştirerek insan tüketimine uygun hale getiren Gıda Yüksek Mühendisi Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı; geliştirdiği patentli özütleme teknolojisini ile elde edilen yüksek kaliteli Anadolu propolisi ekstraktının elde edilme sürecini şöyle anlattı:
“Oğlumun bağışıklık sorununa çare aradığım dönemde Türkiye’de propolisin hiç üretilmediğini ve Çin’den geldiğini gördüm. Arı ürünleri tağşiş ve sahteciliğe oldukça açık olduğundan Çin’den gelen ürünlere güvenmiyordum. Bu nedenle kendim üretmeye karar verdim. Ancak propolisin ham haliyle tüketildiğinde biyoyararlanımı yüzde 2 gibi düşük bir oranda oluyor. Bu nedenle uygun bir ekstraksiyon çözücüsü kullanarak özütlenmesi gerekiyor. Yoğun çalışmalarımız sonucunda propolisin içeriğindeki değerli fenolik ve flavonoid bileşenlerden en yüksek oranda biyoyararlanım sağlanabilecek bir özütleme yöntemi geliştirdik.”

"Avrupa’nın bitki çeşitliliğinin üçte biri bizim topraklarımızda yer alıyor"
Bu özütleme yöntemi ile hem Türkiye’de hem ABD’de patent aldıklarını belirten Samancı, “Ancak, Anadolu coğrafyasına teşekkür etmek gerek. Çünkü Avrupa’nın bitki çeşitliliğinin üçte biri bizim topraklarımızda yer alıyor. Bu nedenle de arı ürünlerinin üretiminde kalite bakımından en değerli coğrafyaya sahip olduğumuzu düşünmekteyiz. BEE’O Propolis olarak, Ar-Ge ve İnovasyon Merkezimizde Anadolu’nun dört bir yanından ’Sözleşmeli Arıcılık’ modeliyle elde edilen farklı bileşime sahip Anadolu propolisi özütlerini harmanlıyor, toplam fenolik ve flavonoid miktarları, toplam antioksidan kapasitelerini standardize ettiğimiz Patentli Saf Anadolu Propolisi Ekstraktı’nı (A.P.E) elde ediyoruz. Üretim tesisimizde üretilen her parti üründe bu standardize miktarlar korunuyor ve her parti ürünün kalite ve güvencesi ise 3 aşamalı bir kontrolden geçtikten sonra sofralarınıza ulaşıyor. Üstelik, Türkiye’de ilk kez uyguladığımız Sözleşmeli Arıcılık Modeli, kovandan sofraya izlenebilir bir üretimi mümkün kılarak son ürünün kalite ve güvenirliğini destekliyor” dedi.

"Elde ettiğimiz tüm başarılar, motivasyon kaynağımız"
Ödülü değerlendiren Samancı, “BEE’O Propolis ailesi olarak İTÜ Arı Teknokent’te yoğun Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları sonucunda geliştirdiğimiz ödüllü ve patentli özütleme yöntemimiz, 8. ISIF 2023 Uluslararası Buluş Yarışması ile bir kez daha uluslararası alanda ödüle layık görüldü. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türk Patent ve Marka Kurumu, Uluslararası Buluşçular Birliği Federasyonu (IFIA), Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfının ortak çalışmaları ile gerçekleşen ISIF 2023’te bu değerli ödülün sahibi olmak bizim için çok kıymetli. Bizi bu ödüle layık gören değerli jüri üyelerine çok teşekkür ediyorum. Elde ettiğimiz tüm başarılar motivasyon kaynağımız. Arılardan gelen bu şifayı tüm dünyaya tanıtma yolculuğumuza emin adımlarla devam ediyoruz. ISIF 2023 Buluş Yarışması’nda layık görüldüğümüz bu değerli ödül, ulusal ve uluslararası alandaki başarılarımızın göstergesi niteliğindedir” sözlerine yer verdi.
8. ISIF 2023 Uluslararası Buluş Yarışması’nda ödüle layık görülen diğer İTÜ Arı Teknokent firmaları arasında ise Vodafone, REPG Enerji, Mitos Medikal, Smarte, BVK ve Glaucot yer aldı.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.12 10:24:32
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Çiçekler burada, arılar nerede ?

Elmalı Tarım ve Orman Müdürü Dilek Boğatimur, sosyal medya hesabından çok önemli bir konuya dikkat çekti ve “Çiçekler burada, arılar nerede?” diye sordu

Müdür Boğatimur’un sosyal medya paylaşımını yorumsuz olarak veriyoruz:
“Afşar ve Zümrütova Mahallemizde elma iç kurdu tuzak takipleri yaptık. Çiçekler açmış, ama bir eksiklik var diye düşündüm bir an, arı yoktu.  Bahçelerde hiç arı göremedim. Arı sesi yok . Sebebi de çiçek döneminde ısrarla insektisit kullanılmasın dememize rağmen arıları hiç düşünmeden ilaç kullanılması. Tüm ilanlarımıza uyarılarımıza rağmen, ne ‘zamana’ dikkat edildi , ne ‘zararlı var mı ?’ ona dikkat ediliyor. Topluca  arı kıyımı yapıldı. Arıcılar da arılarını koruyabilmek için  Elmalı Ovasın’dan çekildi. Gelin hep beraber bahçelerimizi arılar ile şenlendirelim.”
Müdür Dilek Boğatimur sosyal medya hesabının paylaşımına şu notuda düştü.
Elma çeşitleri kendi çiçek tozları ile döllenemezler. Genelde başka bir dölleyici çeşidin çiçek tozlarına ihtiyaç duyarlar. Dölleyici çeşidin esas çeşide oranı % 10-15 olmalıdır. Elmalarda ki yabancı döllenmenin % 90’ nını arılar yapar. Bu nedenle tozlanmada önemli rol oynayan bal arıları genç bahçeler için 4 dekara 1 kovan olacak şekilde yerleştirilmelidir. * Toros Gazetesi’nden alınmıştır

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.21 16:27:42
Son Düzenlenme Tarihi :





İsraf Ettiğimiz Akşam Yemeği İklim Krizini Tetikliyor

Sanayi Devrimi ile birlikte hayatımıza giren ve günümüzde iklim krizi olarak adlandırılan ve çağımızın en büyük sorunu küresel ısınmanın en büyük sebebi karbon ve sera gazı emisyonlarındaki artış. Yaklaşık 300 yıl önce başlayan ve etkilerine bugün daha fazla odaklandığımız Sanayi Devrimi ile birlikte başlayan doğal kaynakların hızla bozulması ve tüketilmesi bugün en üst seviyelerde. Öyle ki bugün geçmişe göre 1.5 dünya hızında tüketiyoruz. 

 

Doğal kaynakların hoyrat kullanımı ve tüketimi sonucu kirlenen hava, su ve toprak kaynakları, iklim değişiklikleri, temiz gıdaya ulaşım, eşit şartlarda yaşam gibi olgular günümüzde sürdürülebilirlik kavramını çokça duymamıza ve bu anlamda önlemler almak için farkındalık artırıp hayata geçirmemize sebep oldu. 

 

Doğal dengenin yeniden inşası için çalışıyoruz

 

Bozulan dengenin yeniden onarılması için bireysel alınan önlemlerin yanında endüstrilerin de ekonomik kalkınma ile birlikte çevre ve temiz ve sağlıklı gıda için çalışmalarını hayata geçirmesi gerekiyor. Doğadan aldığımızı yeniden yerine koymak adına önemli adımlar atan şirketlerden bir tanesi olan Novozymes, sürdürülebilirliğe odaklanarak dünyanın acil ihtiyaçlarına doğa ve bilim kaynaklı çözümler sunuyor. 

 

Novozymes A/S'nin iştiraki olarak 25 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren şirket, yerel sanayiye ve ekonomiye katkıda bulunmak ve müşterilerine özel çözümlerle hizmet vermek için yeteneklerini geliştirerek hizmet ağını ve sunduğu çözüm kapasitesini artırmaya devam ediyor. 

 

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’deki faaliyetlerinin 25. yılını kutladıkları etkinlikle konuşan Novozymes Türkiye Ülke Müdürü ve Orta Doğu Tüketici Biyolojik Çözümleri Direktörü Pınar Tunçkol, Novozymes’ın sunduğu bilime dayalı biyoçözümler sayesinde ev temizlik ürünleri, insan sağlığı, deri ve tekstil ürünleri, biyoenerji, su ve su atıkları, gıda ve tarım gibi 40 endüstriden kaynaklanan karbon emisyonlarının azaltılmasını destekleyip, üretimin daha verimli olmasını sağladıklarını ve gıda israfını engelleyen çözümleri ile dünyanın sınırlı kaynaklarını daha etkin kullanılmasına olanak sağladıklarını ifade etti.

 

Gıda israfı karbon ayak izini artırıyor

 

Pınar Tunçkol, konuşmasına şöyle devam etti: “Tüm dünyada gıda israfı ve kaybının yıllık karbon ayak izinin 3,3 milyar ton olduğu düşünülüyor ve gıda atıklarının yüzde 61’i mutfaklarımızdan çıkıyor. Örneğin; insanların yüzde 20’den fazlası ekmek kuruduğunda, son kullanma tarihi gelmese dahi çöpe attıklarını ifade ediyor. İstanbul’da bulunan Teknoloji ve İnovasyon Merkezi de dahil olmak üzere Novozymes’in ürettiği ve ekmeğin daha uzun süre taze kalmasını sağlayan enzimler sayesinde, yaklaşık 30 yılda tahminen 80 milyar somun ekmeğin çöpe atılması önlendi ve 45 milyon ton karbondioksit salınımı engellenmiş oldu. Novozymes, farklı sektörlerde ürettiği enzimler ile sağladığı üretkenlik, verimlilik ve kaynakların doğru kullanımı sayesinde üretimden, tüketimden veya israftan kaynaklanan milyonlarca ton karbondioksit salınımını engelliyor.”

 

Tunçkol son olarak şunları söyledi: “Türkiye’deyiz çünkü, ülkemizin gücüne inanıyor ve buradaki üreticilerimizin yerelden globale üretimlerini destekleyerek onların ihtiyaçlarına özel çözümler sunabilmek istiyoruz. Biz, inovasyonlarımızı, içerisinde bulunduğumuz coğrafyayı anlayarak ve ona özel çözümler üreterek yaratıyoruz. Doğanın gücünü ve potansiyelini kullanarak dünyanın ve ülkemizin geleceğini şekillendirmek üzere çalışıyoruz. Çalışma felsefemizin ve çözümlerinizin ardında yatan bilim sayesinde endüstrilere ve tüketicilere yarınımızı yeniden düşünme çağrısında bulunuyoruz. Ortak geleceğimiz için ilerici adımlar atabilmek adına onları çözümlerimiz ile destekliyoruz ve cesaretlendiriyoruz.”




Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.06.29 14:03:16
Son Düzenlenme Tarihi :