Yıllardır bir kısır döngünün içindeyiz. Her sene başı “en azından kupa yapar mıyız?” hayali, aralıkta “düşer miyiz, kalır mıyız?” endişesi ile sezonlar, yıllar gelip geçiyor. Daha önceleri de yazdım. Bu sene 60. yaşımızı kutlayacağız. Başımıza gelecek en kötü şey düşmek olacak. Sezon başı iki hoca tercihi hatası, üstüne yapılan transfer hataları bu sene çok daha derin düşüncelere camiayı itti.
İlk malum hoca zaten kelimenin tam anlamı ile kötü sezonun mimarı oldu. Erol Bulut anlamsız şekilde kulübü polemiklere soktu. Takımdaki oyunculara bıkkınlık getirdi. Zaten dar olan kadroda kelimenin tam anlamı ile oyuncuları takımdan kopma noktasına getirdi. Olumlu hiç iz bırakmadan geldi, gitti. Umarım bu ikisi ile yollarımız bir daha kesişmez.
Yönetim çok geç ama doğru hamle ile takımı Sami Uğurlu’ya teslim etti. İmza attığı gün “Sayın Başkanım, artık rahat uyuyun; takımı doğru hocaya teslim ettiniz.” diyerek tweet atmıştım. Çünkü bu takımın maddi manevi kriz ortamında isimli, şöhretli hocaya değil; aklı, beyni, bedeni Antalya’da ve sahada olacak bir isme ihtiyacı vardı. Piyasada boşta olan isimlere baktığımızda tam anlamı ile bu profile uygun biriydi Sami Uğurlu hoca. Geride kalan 180 dakika hoca, kendisine verdiğimiz sözlü kefaleti boşa çıkarmadı.
Takımın kadro kalitesi sorunlu olsa da sezon başından beri oyunculara yönelik hocaların sevgisizliği çok gözüme batıyordu. Eğer oyuncu hocasını sevip saygı duymazsa, sahada anca durumu idare edecek kadar oynar. Yıllar sonra sahada kendini adeta yırtan, son nefesine kadar koşan oyuncuları son iki maçtır gördük. Takımda oyuncu sıkıntısı varsa, maharet kadro içinden oyuncu çıkarmaktır.
Bugün sol ön kanada atılan Samet, yaptığı iki adrese teslim orta ile maça damgasını vurdu. Safuri için çoğu maçtan sonra kullandığım bir tabir vardır: Oynamak istedi mi büyük oynar; bu gece öyle oynadı. Streek bu takımın hamalıdır; nereye koyarsan orada oynar, işini yapar. Veysel Sarı ve Soner zaten görev adamı. Antep’te orta sahada kaptırdığı bir top sonrası Ballet, bırak kadroda olmayı neredeyse stada getirilmiyordu. Helal olsun; sabretti, çalıştı, formasını geri aldı. Bugün ikinci yarı kusursuzdu.
Savunmada oynuyorsanız eskiden hocalarımızın bize dediği bir söz vardı: “Rakibi savunmada kucağınıza alın.” Yediğimiz golde Hüseyin’in uygun pozisyonda temassız, zorlamadan beklemesi rakibe jeneriklik gol attırdı.
Günün sonunda kazandık. Hem de iyi oynayarak kazandık. Bugün tribünde taraftar, sahada oyuncular, kenarda teknik heyet kusursuzdu. Kuşkusuz yenileceğimiz zamanlar da olacak. Önemli olan son iki maç gibi mücadele ederek, savaşarak oynayıp sonucu beklemek.
Bugün çok kötü bir hakem sahadaydı. Maçı kendi eliyle zora soktu. Son dakika eliyle topu alan oyuncuya seyirci kalıp lehimize penaltı vermemesi tam komediydi.





