Milli ara öncesi rakip, formda Başakşehir takımıydı. Nuri Şahin hoca ile beraber oyunu izlenmeye değer, zevk veren; alternatifli kadrosu ile sahada sıkıntı yaşamayan bir takım hâline gelmişlerdi. Beklenmedik şekilde farklı kaybettiğimiz Gaziantep FK maçı sonrası moraller bozuktu ve ümitsiz bir şekilde İstanbul yolunu tuttuk.
Bahadır, Erdoğan ve Dziha uzun bir aradan sonra ilk 11’de sahaya çıktı. Açıkçası hocanın “ya herro ya merro” düşüncesiyle sahaya çıktığını düşündüm.
Maçın başıyla beraber “Ben sana burada diz çökmeye gelmedim” diyen bir takım vardı sahada. İleri çıkmaktan çekinmeyen, pozisyon üretmek için çabalayan bir oyun yapısı gördük. Yaklaşık 2 sene sonra ilk 11’e dönen Erdoğan, kanat bindirmeleri ile eski günlerine dönüş sinyali verdi. Bahadır; Selke ve Şahmuradov gibi etkili forvetleri, Dziha ile beraber çok doğru karşıladı. Üstüne kaleci Cuesta’nın gününde olması, 90 dakika boyunca kalemizi gole kapattı. Soner yakaladığı net pozisyonu golle sonuçlandırsa, tam anlamıyla çifte bayram yaşayacaktık.
90 dakika sonrası, hak edilmiş 1 puan ve kaçan 3 puanın üzüntüsü vardı. Eyüp maçı, 3 puan harici bir hedefin olmayacağı bir karşılaşma olacak. Sakatların tamamen iyileşip takımın mental olarak kendini iyi hazırlayacağı bir ara olacağına eminim. Son 3 deplasmandan 9 puan çıkarabilirdik.
Son haftalar yaklaştıkça, lobisi ve gücü olanların bunu sonuna kadar kullandığı; hakemlerin takdir haklarını “çok ihtiyacı olan takımlar” lehine kullandığı bir dönem başlar. Bazı takımların saha içinde aldıkları kolay penaltıları gördükçe işimizin zor olduğu ortada. Bu saatten sonra lobisel bir gücü devreye sokacak kapasitemiz yok. Nedense Rize ve Antep maçlarındaki hakem yönetimlerine başkan ve yönetimin gözü kör, dili kelepçeli kaldı. Bilmediğimiz sebepler ya da akıl aldıkları kesimler böyle davranın dediyse, bilemem.
Saha dışı işler pek yolunda değil. Sayın başkan ve yönetimden 3-4 kişi çabalıyor, geride kalanlar ortada yok. Zor şartlarda bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ama Antalyaspor camiasının gerçeklerinden uzak oldukları için hayal kırıklığı yaşıyorlar. En son yardım toplama kampanyasının sonuçsuz kalması bunun en acı örneği.
Maalesef birileri bu takımla şehir arasındaki bağı öylesine kopardı, yaptıklarıyla insanları öyle nefret ettirdi ki; buna sebep olanların içinde olduğu yapı ve anlayış burada olduğu sürece bu takımın sahipsizliği devam eder.
Diyecek çok şey var ama onun da zamanı var. Allah bu takıma mayıs ayında düşme acısı yaşatmasın. İş takıma kalırsa bu takım düşmez. Taraftarın ve şehrin sağduyusu bu takıma sahip çıkıyor. Çift takımlı ve egemen konumdakiler gölge edip işleri çıkılmaz hâle getirmeden kurtulmamız dileğiyle, iyi bayramlar dilerim.






