Milli arada lige 15 günlük mola verildi. Bu süreç, sakatların iyileşmesi ve son planların yapılması için iyi bir fırsat oldu. Artık son 8 haftanın içindeyiz. Muhtemel düşme barajı 33-34 puan olacak gibi görünüyor. An itibarıyla Alanyaspor’dan Karagümrük’e kadar 9 takım, lige veda eden 3 takımdan biri olmamak için mücadele edecek. Son sıradaki Karagümrük bile teknik direktör değişimiyle can siperane bir mücadele ortaya koyuyor. Son düdük sonrası ne olur bilinmez ama düşerken şampiyonluk iddiasındaki bir takımı yenerek düşmeleri bile ihtimaller dahilinde.
Neyse, gelelim bize. Bu sene 60. yılımızı kutlayacağız. Her sene Avrupa hayaliyle başlayan yolculuk, kasım-aralık aylarında düşmeme planlarına; ocak-şubat aylarında ise “düşmeyelim yeter” söylemlerine dönüşüyor.
Açık ve dürüst olalım; aslında menfaatsiz, çıkarsız bu takımı seven her taraftarın içinde geleceğe dönük en ufak bir umut yok. Bu sene ligde kaldık diyelim, seneye yine aynı sorunların içinde olacağız. Maalesef öyle bir noktadayız ki, geleceğe dönük vizyon ve plan olmadan sadece günü kurtarmanın yeterli olduğu sezonlar bize zorla kanıksatıldı.
Geçen ocak ayında camia, adına seçim denilen ve son 1-2 ay içinde kulübe üye yapılan kişilerin oy kullandırılmasıyla kaderin çizildiği bir süreç yaşadı. “Bizde plan bitmez” sloganıyla yola çıkıldı, ancak sonrasında herkesin bildiği süreçler yaşandı. Tekrar tekrar aynı şeyleri yazmanın bir anlamı yok. Kulüp, herkesin gördüğü gibi 3-4, bilemediniz 5 kişinin çabasıyla ayakta kalmaya çalışan bir yapı haline gelmiş durumda.
Peki bu durum kaç kişinin içini acıtıyor? Bir yardım kampanyası başlatıldı, ancak kimse ciddiye bile almadı. Çünkü şehirdeki sermayenin kulüpten uzak durması için adeta her şey yapıldı. İnsanlar da haklı olarak, yıllarca adı borçla anılan, bazı kişilerin temelsiz zenginleştiği, sportif başarının olmadığı bir yapıya 1 kuruş bile vermek istemiyor.
İş yine, takımını yalnız bırakmamak için tribüne koşan taraftara kalıyor. Yıllardır tecrübeyle sabittir; takımda başkanlık ya da yöneticilik yaptıktan sonra görevden ayrılanlardan, yolu büyük maçlar hariç tribüne düşenlerin sayısı 2-3’ü geçmez. Ama taraftar, takım hangi ligde olursa olsun yanında. Yani “ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” durumu.
Şimdilik uzatmak istemiyorum. Sami Uğurlu hocaya, ekibine ve oyuncu grubuna güveniyorum. Umarım bu cendereden yüzümüzün akıyla çıkarız. Tek dileğim; sezon sonu hayırlısıyla ligde kaldıktan sonra bu yapının, A.Ş. ve dernek/vakıf olarak “biz üzerimize düşeni yaptık, bırakıyoruz” diyerek kulübün önünü açması.
Öylesi bir dönemden geçiliyor ki, daha kötüsü gelir mi diye en ufak bir korkum bile yok.






