100 gün sonra stadyumdaki koltuğumuza oturduğumuzda, ekrana yansıyan “Trendyol 1. Lig” yazısını görünce “Biz burada ne yapıyoruz?” diye düşündük ve içimizden tarif edemediğimiz duygular geçti.
Maça gelecek olursak, iki takım arasındaki kalite farkı hemen göze çarptı. Rakibin oyun tarzı bize yaklaşamazken, erken bulacağımız goller maçı çabucak çözebilirdi. Ancak ağustos ayının nemi ve sıcaklığı, her iki takımın da oyun temposunu yüksek tutmasını engelledi.
Maç öncesinde yazdığım yazıda, bu sezonun genç oyuncular için büyük bir fırsat olduğunu ve Bülent Korkmaz hocanın hak edene forma vermekten çekinmeyeceğini belirtmiştim. İlk 11’de sahaya çıkan Hasan Yakup ve Ensar, deneyimli oyuncuların arasında sırıtmadılar.
Yıllar sonra defanstan hızlı çıkan ve rakip arkasına sarkmaya çalışan bir takımı görmeyi özlemişiz. Pedrinho Nzasaba ve Güray’ın da bu kadroya katılacağını düşünürsek, saha içi kalitemiz daha da artacaktır. Kaliteli bir skorer santraforun kadroya katılması şüphesiz şart. Ayrıca hızlı bir kanat oyuncusu ve stoper ihtiyacı da görülmekte.
Ne kadar kadro planlaması yaparsanız yapın, maç içindeki eksiklikler yeni ihtiyaçları doğuruyor. Hazırlık maçlarında üst düzey takımlarla oynamadık, fakat sert lig ortamı gösterdi ki kaleci takviyesi her koşulda zorunlu. Abdullah’ın yaptığı hatalar kadar yedek kaleci sıkıntımız da var. Ne yazık ki Doğukan iyi bir alternatif olarak görünmüyor.
Süper Lig’de yıllarca altyapıdan gelen oyunculara kapılar ciddi anlamda kapalıydı. Yabancı oyuncu sayısının fazlalığı, hocaların risk almaktan kaçınması veya gereksiz transferler, profesyonel bir kulüpte olmaması gereken aile kontenjanından kadronun doldurulması, gözümüzün önündeki yeteneklerin parlamadan sönmesine yol açtı. Devre arasında para için gönderilen Ali Demirbilek de bu sistemin kurbanlarından biri oldu. Hasan Yakup anlamsızca unutuldu.
Bir yıldır gelişimini yakından izlediğim Mevlüt Şimşek için geçen sezonki gözlemlerimi yazmıştım. O da beni yanıltmadı. Hemşehri kontenjanıyla yapılan hatır transferleri bir sezonda iki takım düşürürken, bu şehrin evladı Mevlüt ilk profesyonel maçında iki gol attı. Eminim ki şans bulursa bu sayı çift hanelere ulaşacaktır. Yolun açık olsun, Mevlüt kardeşim.
Hakemle ilgili olarak da belirtmem gerekir ki yıllardır üst ligde bile A sınıfı gözüken hakemlerin yetersizliklerini görüyoruz. Ancak alt liglerde durum daha vahim. Rakip takım kaptanından azar işittiği için bir hakemin kararları bu kadar korkakça değişmemeli.
Geçen mayısta yaşadığımız hüzün, bu mayısta şampiyonluk coşkusuna dönsün istiyorsanız tribündeki yerinizi alın, takıma destek olun.






