logo


Salih Özgünsür
salihozgunsur@yandex.com



Rüzgar tersine esmesin!

Antalyaspor, Cumartesi günü bir "final" müsabakasına çıkacak. Her ne kadar bugüne kadarki süreçte bir maça böyle anlamlar yüklemeyi uygun görmesem de, artık ligin ikinci devresi başladı. Her takım güçleniyor, bir çoğu mevcut gücüne güç katıyor. Şampiyonluğun nefesini hisseden takımlar ile düşme hattının ateşini ensesinde hissedecek takımlar arasındaki maçlar, ikinci yarıda çok daha zorlu geçecek. Düşme hattındaki bir çok takım, beklenmedik galibiyetler alarak puan cetvelindeki dar makasın da yardımıyla kendini yukarı atacak.

Bununla birlikte Antalyaspor, Ümraniyespor maçı ile birlikte çok zorlu ve sıkışık bir fikstüre giriyor. Cumartesi günü evinde oynayacağı maçtan sonra Trabzon’a uçacak Akrep, 22 günde tam 6 maça çıkacak. Ümraniye maçında alınacak sonuç; diğer beş maç ile Antalyaspor’un kaderini tayin edecek.

Bu sebeple Ümraniyespor maçı, tam da Antalyaspor'un dişine göre bir "final". Hem mevcut sıralamadaki rakibine karşı alacağı galibiyetle bir puan farkı yaratması hem de şehirle birlikte tekrar havayı yakalaması için kritik bir maç. Ancak finaller tek taraflı olmaz. Bu maç, Ümraniye için de bir final niteliği taşıyor. Finalleri final yapan da, sürprizlere açık oluşudur...

Galatasaray maçının hemen ardından yayınladığım maç yazısında, bu maçtaki sonucu unutup, yine bu maçta gösterilen mücadelenin Ümraniyespor karşısında da gösterilmesi gerektiğini ve bu noktada Antalyaspor yönetimine de köşe yazım aracılığı ile bir çağrı iletmiş; maç için satışa çıkacak biletlerde indirim yapılmasının çok doğru olacağını söylemiştim.

Nitekim Antalyaspor yönetimi de bu konuda üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Tüm Antalya'nın maça gelmesi ve takıma destek olması için sembolik bir ücret belirleyerek taraftarları ve şehri maçın havasına soktu. Bizzat benim de görüştüğüm bir çok arkadaşım, özellikle Elmalı'dan bu maça gelerek takıma destek olacak. Belki tamamen kapalı gişe oynanmayacak ama Antalyaspor'un bir Anadolu takımına karşı oynadığı en yüksek seyircili maç olacağı şimdiden kesin gibi..

Taraftarlar olarak yapmamız gereken, tamamen Ümraniye maçına konsantre olmak, takımla beraber savunma; takımla beraber hücum yapmak. Hakemi baskı altına almak ve yanlış kararlar vermesine müsaade etmemek...

Lakin...

Ümraniye maçının kayıpsız geçeceğini düşünsem de...

Olası bir mağlubiyette ya da beraberlikte, arkanıza aldığınız taraftarın rüzgarı, bir anda tersine esebilir...

"Kolay maç", "şu maçı elimizdeki kadroyla nasıl olsa geçeriz" deyip transferi geciktirir, "şu oyuncu gitsin, ona göre rotamızı çizeriz" deyip rölantide giderseniz ve bunun sonucunda Ümraniye maçına destek için gelen taraftarlara Haji Wright'ın iyileşmemesi durumunda santrfor mevkisinde gözden çıkarılmış ve kulüp bulmaları istenen Admir Mehmedi ya da Sinan Gümüş izletir, bu da maçın sonucunu olumsuz etkilerse... İşler o zaman geri dönülmez bir hal alabilir.

Elbette transfer bir "süreç". Gelecekler kadar gideceklere de bağlı bir süreç. Ancak bu süreç, rüzgar arkaya alınmışken bu kadar kolay harcanmamalı diye düşünüyorum...

Ve bu yazıyı, çok sevdiğim bir sözle bitirmek istiyorum...

“Rüzgâr ters estiği zaman yanınızda birileri olsun istiyorsanız, fırtınasız havalarda da onlarla birlikte yürümelisiniz”

Yorum Yap