İlköğretim Haftası başladı. Aslında okullar Pazartesi günü başladı.
Beyaz Önlük ve Miniklerin Heyecanı
Elmalı’da da İlköğretim Haftası nedeniyle bir tören düzenlendi.
Ben de bahçedeki törene katıldım. Ancak sınıflara girip öğretmenleri ve öğrencileri içeriye girmedim.
Törende dikkatimi çeken ilk şey öğretmenlerin üzerindeki beyaz önlüklerdi.
Güzel miydi, çirkin miydi?
Doğrusu karar veremedim.
Beyaz önlükleri görünce aklıma önce doktorlar geldi.
Oysa öğretmen de öğrencisinin gözünde bir örnek olmalı. Kılık kıyafet de bu örnekliğin bir parçası. Öğretmenin duruşu, davranışı kadar kıyafeti de önem taşıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı belli bir kıstas getirmiş. Öğretmenler de bu kıstasa uymak zorunda.
Benim tercihim ise biraz daha farklı olurdu.
Erkek öğretmenleri takım elbiseli görmek, kadın öğretmenlerin de daha özenli ve mesleğin ağırlığına uygun kıyafetler tercih etmesini isterdim.
Çünkü öğretmen yalnızca ders anlatan kişi değildir.
Öğrencisinin karşısında aynı zamanda bir rol modeldir.
Elbette Milli Eğitim Bakanlığı’nın böyle bir düzenlemeye gitmesinin arkasında bir gerekçe var. Bazı öğretmenlerin kılık kıyafet konusunda sınırları fazlasıyla zorlaması, bu konuda belirli kurallar getirilmesinde etkili olmuş olabilir.
Ancak Elmalı’da benim gördüğüm kadarıyla böyle bir sorun yoktu.
Ne var ki bazen “yaşın yanında kuru da yanıyor.”
Birilerinin aşırılığı nedeniyle herkes aynı kurala tabi tutulabiliyor.
Miniklerin heyecanı.
Törenin bir başka dikkat çekici yanı ise okula yeni başlayan miniklerdi.
Daha üst sınıflardaki öğrencilerin arasında, halk oyunları gösterisine katılan arkadaşlarının hemen kenarında töreni izleyen küçük öğrenciler vardı.
Belki gösterinin asıl yıldızları onlar değildi.
Ama müziğe en çok onlar eşlik etti.
Kenarda kendi dünyalarında oynayan, müziğin ritmini yakalamaya çalışan miniklerin bazıları, sahnedeki öğrencilerden çok daha uyumlu hareket ediyordu.
Kimisi elini kolunu sallıyor, kimisi ritme ayak uydurmaya çalışıyor, kimisi de ne yaptığını tam olarak bilmeden büyük bir heyecanla müziğe katılıyordu.
Ama hepsinde ortak bir şey vardı:
Heyecan.
Okula yeni başlamışlar.
Henüz sınıf sıralarına alışmamışlar, öğretmenlerini tanımaya, okulun düzenini öğrenmeye çalışıyorlar.
Fakat müzik başladığında çocuklukları öne çıkıyor.
Kurallardan önce ritmi duyuyorlar.
Belki de törenin en güzel görüntüsü buydu.






