“Şu andan itibaren yapılacak tek mantıklı iş, genç isimlerde ısrarcı olmak, onlara sahip çıkıp oyuncuların gelişimine katkı vermek olacak. Bu süreç, en azından ileride ekonomik olarak katkı verecek isimlere değer kazandırmak olacak.
Sevgili renktaşlar, artık şunu öğrenin: Birileri için Antalyaspor’dan vazgeçmek kolay. Süslü laflara kanmayın. En azından devre arasına kadar takıma elimizden gelen desteği verelim. Gençlere tribünden küfür ve hakaret ettirmeyelim, sahip çıkalım. Umarım ilk yarı bitiminde üzülmeyeceğimiz bir noktada oluruz.”
Yukarıdaki satırlar, cumartesi günü Toros Gazetesi’nde yazdığım yazının son paragraflarından. Yıllardır haddimizi bilerek yazmaya özen gösterdim. Eleştiriyi olumlu alıp sonuç çıkarmak erdemdir.
Geçmişte yazdıklarımdan dolayı arayan başkan da oldu, hoca da. Bunu kimseye hava atma amaçlı kullanmadım. Tek derdim Antalyaspor iyi olsun. Ama içinde bulunduğumuz durum, bu kulübe artık kıyameti yaşatıyor.
Küme düştük, aynı hızla TFF 1. Lig’de dibe çakılmaya gidiyoruz. Her atılan adım nasıl hatalı olur?
Geçen sene 20 dosya kaldırdık diyorsunuz. Birbirinden beter oyuncuları kadroya dahil ediyorsunuz. Bu sene alınan oyuncular da aynı şekilde. Aldığınız oyuncuların sahada varlıkları yoklukları belli değil.
Kaleciyi hangi mantıkla aldınız? Cuesta bir sene yata yata para alacak. Saric, Cessay, Phal aynı şekilde.
Heyecan veren dış transfer yok. Bakın, ağır ameliyatsız bu durumdan kurtulunmaz. Biraz cesaretiniz, biraz futbol aklınız varsa Safuri ve Pedrinho’nun lisanslarını askıya alıp Saric ve Ceesay’ı kadroya alın.
Gençlerde ısrarcı olun. Zaten dip yaptık, daha beteri olmaz.
Mevcut yönetim işin şov kısmında. Önce Allah’a, sonra Sayın Valimize havale ediyorum. Son çare, Vali Bey’in bunların hem dernek hem A.Ş. olarak istifasını istemesi olacak.






