SON DAKİKA

logo

Antalya Elmalı'da 5.000 m² tarla üzerindeki ağaçlar ile birlikte icradan satılıktır

ELMALI İCRA DAİRESİ

Satışa konu Antalya İli, Elmalı İlçesi, Pırhasanlar Mahallesi 159 Nolu Parsel sayılı taşınmaz İlçe Tapu sicil müdürlüğünün Tapu kayıtlarına göre Elmalı İlçesi Pirhasanlar mahallesi, Bağlar Kocabent mevkiide bulunan 159 nolu parsel 5000,00 m2 yüzölçümünde olup, Taşınmaz üzerinde yaşları 8-10 arasında değişen tekniğine göre dikilmiş bakımlı 195 adet elma ağacı bulunmaktadır. Kıymeti : 543.250,00 TL

 Basın İlan Kurumu’nun ilan portalı ilan.gov.tr’de yer alan ilana göre İhale 

Artırma Bilgileri:
1.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 01/03/2023 - 10:10 - Bitiş Tarih ve Saati : 08/03/2023 - 10:10
2.Artırma Başlangıç Tarih ve Saati : 06/04/2023 - 10:10 - Bitiş Tarih ve Saati : 13/04/2023 - 10:10 * DETAYLAR İÇİN TIKLAYIN
         


Kaynak : BİK.GOV.TR
Ekleme Tarihi : 2023.01.20 20:24:43
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






"ANLAYIŞI VE ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRMEKTEN BAŞKA ÇARE YOKTUR"

Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Ramazan Düzen, Gündemle ilgili açıklamalarda bulundu. Düzen, “Milyonlarca vatandaşımız her gün derinleşen problemlerle karşı karşıya kalırken iktidar partisinin yaptığı gibi tatil amacıyla 1 Ekim tarihini bekleyecek değiliz!” dedi
Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Ramazan Düzen, Gündemle ilgili açıklamalarda bulundu.
Düzen, Siyasette konfor arayanlardan hiç olmadık! Siyaseti bugüne kadar para, makam ve şöhret için yapanlardan olmadık, olmaya da asla niyetimiz yok diyerek; “Siyaseti inandığımız değerler çerçevesinde yapma gayreti içindeyiz. Şimdiye kadar milletin derdine derman olmak, ülkemizin problemlerine çözüm üretmek için siyaset yaptık. Bundan sonra da böyle yapmaya devam edeceğiz” diye ifade etti
Düzen, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Milyonlarca vatandaşımız her gün derinleşen problemlerle karşı karşıya kalırken iktidar partisinin yaptığı gibi tatil amacıyla 1 Ekim tarihini bekleyecek değiliz!... 7 bin 500 lira maaşla geçinmeye çalışan yüz binlerce emeklimize; “ne yapalım biraz daha bekleyin de Meclis açılsın, sonra bakarız.” deme lüksümüz yok. Kimsenin de yok. “Geçinemiyorum, ayın sonunu artık getiremiyorum” diye haykıran çiftçimize, üreticimize, işçimize, memurumuza, esnafımıza “yıl sonu gelsin de yeni bir düzenleme yapılır.” demekten de denilmesinden de hayâ ederiz! 
Gün, bugündür! Her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Meclis aritmetiği muhalefet partilerinin ve TBMM’nin etkinliğini kısıtlamış olsa da; biz üzerimize düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirme gayreti içinde olacağız.”
ANLAYIŞI VE ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRMEKTEN BAŞKA ÇARE YOKTUR
Düzen, açıklamasını şöyle devam ettirdi: “Son 5 yıldır hiçbir öngörüsü tutmayan, sürekli olarak öngörülerini revize eden, etmek zorunda kalan iktidar, ekonomide ferahlama için şimdilerde 1,5 yıl sonrasını, yani 2025 yılı ortalarını işaret etmeye başladı. Başkanlık sistemi gelecek ve havalanıp “uçacaktık”; ancak her geçen gün irtifa kaybettik, kaybetmeye de devam ediyoruz. “2023’te şahlanışa geçecektik”; 2023 adeta “ekonomik bunalım” yılı oldu! Geçen hafta da belirttiğimiz gibi milletimiz önünü göremediği bir “belirsizlik ortamı”na sürüklendi. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından “enflasyon canavarı” zapt edilemez hale geldi ve 2,5 ayda milletimizin boynunu büktü, belini doğrultamaz duruma getirdi. Şimdi Yerel Seçimler yaklaşıyor; buradan halkımıza bir uyarıda bulunmak istiyoruz: İktidarın seçim öncesi söyledikleri konusunda dikkatli olun. İkinci kez kanmamanızı salık veririz.
Seçim sonrası yaşananlar ortada. Aslına bakılırsa, şimdi yaşadıklarımız Mart 2024’te yapılacak Mahalli seçimlerinin ardından yaşanacakların sadece kısa bir özeti gibi görünmektedir. Bugün, dünü nasıl arar hale gelmişsek, bu anlayış ve politikalar devam ettiği sürece yarın da bugünleri arar hale gelebiliriz. Sn. Erdoğan çok doğru söylemiştir: “bu kötü gidişata son vermek için” anlayışı ve zihniyeti değiştirmekten başka çare yoktur!
İSİMLERİ DEĞİL POLİTİKALARI SİL BAŞTAN DEĞİŞTİRMEK ŞARTTIR
İsimleri değiştirmek değil politikaları sil baştan değiştirmek gerektiğini belirten Düzen, Bu olmadığı takdirde, Ahmet gitmiş Mehmet gelmiş; hiçbir önemi yoktur ve defalarca görülmüştür ki bunun bir faydası olmuyor diye belirterek; “Borç-faiz-borç sarmalından çıkaracak somut adımlar atılmadığı takdirde, dün IMF’den bugün de başkalarından borç dilenmeye devam edilecektir. Sadece borçlu olduğun yer değişir, borçluluk hali ise değişmez. Hem de nesiller boyu devam eder. Adına dün başka bir şey dersin, bugün Kur Korumalı Mevduat dersin; milletin alın terini bir avuç insana faiz olarak aktarırsın. İsminin ne olduğunun önemi mi var? Çiftçimizin toprağa döktüğü alın terinin hakkını birkaç büyük şirkete aktarmaya devam ettiğin sürece; bankanın adı Ziraat olsa ne olur, olmasa ne olur? Asgari ücretli, zamlı maaşını daha eline almadan açlık sınırının altında kalıyorsa; asgari ücret 8500 lira olsa ne olur, 11 bin 400 lira olsa ne olur?”
KİRACILAR İLE EV SAHİPLERİNİ BİRBİRİNE DÜŞMAN EDİYOR
Düzen, açıklamasında şunları konuştu: “Kira fiyatlarına kalıcı çözüm bulmadığın takdirde, sözde %25 sınırı getirerek sadece kiracılar ile ev sahiplerini birbirine düşman etmiş olursun. O kadar. Çiftçiyi, besiciyi, üreticiyi desteklemediğin sürece; yaz günü meyve-sebze fiyatları 30-40 liranın altına düşmez!  Türkiye gibi bir ülkede, “Yaz geldi ama daha bir karpuz alıp da yiyemedik.” diyen binlerce vatandaşımızı, bir dilim karpuza imrenir hale getirmiş olursun.
Bu cümlenin ne kadar ağır olduğunun farkındayım. Evet, bu cümlenin ağırlığı bir iktidarı sarsmaya, kendine getirmeye yeter de artar bile; ama hisler mefluç hale gelmişse yapılacak fazla bir şey yoktur. Bir annenin “Çocuğumu parka götürüyorum, dondurma istiyor alamadan geri dönüyorum.” cümlesi, iktidarda bulunanların uykusunu kaçırtacak ağırlıkta bir cümledir; ama nedense daha fazla, daha derin uyumayı tercih ediyorlar. “Kaç senedir tatile gidemiyoruz” diyen on binlerce ailenin olduğu bir ülkede “Meclis de tatil yapmasın, problemlerimize çözüm üretsin” beklentisi karşısında iktidar blokunun milletvekilleri ne hissediyorlar, ne düşünüyorlar doğrusu merak ediyoruz.”
MECLİS’TE KAÇSANIZ PAZARDA YAKALAYACAĞIZ
Meclis, millet iradesinin tecelligâhıdır. Bu zorlu dönemlerde Meclis’i tatile sokmak kabul edilebilir bir şey değildir diye vurgulayan Düzen, açıklamasını şöyle devam ettirdi: “TBMM tatili bırakıp bir an evvel toplanmalı ve Birinci Meclis ruhuyla çalışmalıdır. Milletimizin gözü üzerinizdedir. Bunca sıkıntıdan gözü açılan milletimizin gözünden kaçamayacaksınız! Milletimiz, kendisini mahkûm ettiğiniz yoksulluğun hesabını gün gelecek soracaktır Bir dönem IMF’nin acı reçeteleri meşhurdu. Şimdi ise AKP’nin acı reçeteleri. IMF ve AKP reçeteleri aynı anlama gelecek şekilde nitelik bakımından özdeşleşti. Bakmayın siz, “IMF’ye olan borcu bitirdik, hatta biz IMF’ye borç veriyoruz” edebiyatı yaptıklarına…
Hepsi boş! Hepsi masal! İnanın bu iktidarın reçeteleri, IMF’in reçetelerinden de beter. IMF’den eksiklikleri yok, fazlaları var! Şundan emin olabilirsiniz: IMF gelse, bu kadarını bizden isteyemezdi! İstemesine isterdi de bu kadarı aklına gelmezdi. 
Hep birlikte hatırlayalım; ne vardı IMF reçetelerinde? “Üç şeyi artıracaksın”: Vergileri arttıracaksın, zamları arttıracaksın ve faizi arttıracaksın! Peki seçimden bu yana iktidar ne yapıyor? Durmadan vergileri arttırıyor, zamlar zaten yağmur gibi yağıyor; iğneden ipliğe fiyatı artmayan hiçbir şey kalmadı. Faize gelince; “nas var nass!” diyen arkadaşlar, şimdi yeniden “faiz, dünya gerçeğidir” anlayışına sarıldılar. Tek seferde, Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz artış oranını gerçekleştirdiler. Yine IMF reçetelerinde, “üç şeyi de azaltacaksın” diye yazar ve borçlu ülkeleri rejime sokar. Çalışanın ücretini azaltacaksın, çiftçinin ürününe düşük taban fiyatı uygulayacaksın böylece ucuza kapatacaksın, yani çiftçinin - üreticinin gelirini azaltacaksın ve halkın alım gücünü düşüreceksin. 15 milyondan fazla emekli bugün açlık sınırının altında; 7.500 lira maaşla geçinmek zorunda bırakılan milyonlarca emekli var. Bu açlık da değil artık “hiçlik sınırı!” Ve ilginçtir, bu iktidar emekliye yapılacak artışı yük olarak görüyor. Ancak, iktidar şunu bilmelidir ki, bu ülkenin sırtındaki asıl yük; yanlış politikalarla ülkeyi bir uçurumun kenarına getirmiş ve kendi iş bilmezliğinin faturasını garip gurabaya ödetmek isteyen  iktidarın bizzat kendisidir.  IMF bunlara şapka çıkarmaktadır! Marifet, ne IMF ne de uluslararası tefecilere muhtaç olmadan, “milli görüş” bakış açısıyla fiziki ve beşeri sermaye kaynaklarını çok iyi kullanarak ülkeyi maddi ve manevi yönden kalkındırmaktır. 
Gelin, algıları değil bunları konuşalım; gerçekleri masaya yatırıp, uçurumun kenarına gelmiş ülkemizi birlikte bu çıkmazdan kurtaralım. Milletin derdine derman olacak kanunları, düzenlemeleri hep birlikte hızlı bir şekilde çıkaralım. Gelin, sırf Mart 2024’te birkaç tane daha belediye başkanlığı kazanabilmek için, her geçen gün daha da büyüyen bu ekonomik yangının üstüne benzinle gitmeyelim!
Bilelim ki, Türkiye, artık kesin ve keskin bir yol ayrımındadır: Ya ekonomideki problemler görmezden gelinmeye devam edilecek, ya da bu süreçten ders alınarak köklü yapısal reformlar gerçekleştirilecek. Ya israf ve tüketim ekonomisi devam edecek, ya da üretim ve istihdam ekonomisine bir an evvel geçilecek. Ya yanlış yatırım anlayışıyla kalan son kaynaklarımız da çarçur edilecek, ya da hızlı ve yaygın kalkınma hamleleriyle ülkemiz bir bütün olarak ayağa kaldırılacak. Bu işin ortası yoktur, bu işin lamı cimi de artık kalmamıştır!”
* SP Basın

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.10 19:12:06
Son Düzenlenme Tarihi :





Doç. Dr. Meltem Soylu: "Etler tereyağı ve kuyruk yağıyla pişirilmemeli"

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Meltem Soylu, Kurban Bayramı dolayısıyla sağlıklı et tüketimi, saklanması ve hastaların dikkat edeceği konular hakkında önemli bilgiler verdi.
Kırmızı etin; tavuk eti, balık, yu..

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Meltem Soylu, Kurban Bayramı dolayısıyla sağlıklı et tüketimi, saklanması ve hastaların dikkat edeceği konular hakkında önemli bilgiler verdi.
Kırmızı etin; tavuk eti, balık, yumurta, sert kabuklu yemişler, yağlı tohumlar, kuru baklagiller ile aynı besin grubunda yer alıp benzer besin öğesi içeriklerine sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Soylu, “Bu grupta yer alan besinlerden yetişkinlerin her gün 1 porsiyon tüketmesi gerekir. 80 gram et 1 porsiyon olarak değerlendirilir ve yaklaşık 150-200 kalori verir. Dolayısı ile aslında günlük ihtiyacımız karşılanırken büyük miktarlarda tüketilmesi gerekmiyor. Kırmızı et, birçok besin öğesinden zengin olup özellikle büyüme ve gelişme, hücre yenilenmesi, doku onarımı ve hastalıklara karşı direnç kazanılması bakımından önemlidir. Özellikle ette bulunan demirin vücutta kullanılabilirliği yüksek olduğundan demir eksikliği anemisini önlemede önemli yeri vardır. Bu nedenle özellikle çocukların, gebelerin, emziren kadınların, gençlerin ve yaşlıların diyetlerinde mutlaka bir miktar et bulunmalıdır. Ancak etin yağ içeriğine dikkat etmek gerekir. Yağlı etler obezite ve kalp damar hastalıkları başta olmak üzere kronik hastalıklar için risk faktörü oluşturabilir. Koroner arter hastalığı, diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkları olanlar kırmızı eti yağsız veya az yağlı olarak tercih etmeli, diyetisyen kontrolünde kısıtlı miktarlarda ve aşırıya kaçmadan tüketmelidirler” dedi.
Etin yanında, salata, söğüş, ayran veya yoğurt gibi kalsiyum ve vitamin değeri yüksek ürünlerin tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Soylu, böylelikle etin de besleyici değerini artıracağını belirtti.

Etler tereyağı ve kuyruk yağıyla pişirilmemeli
Kurban etlerinin hazırlanması konusunda da önemli bilgiler veren Doç. Dr. Soylu, kurbanlıkların kesildikten hemen sonra tüketilmesinin pişirme ve sindirimi zorlaştırdığına değinerek sağlık açısından uygun olmadığını dile getirdi. Doç. Dr. Soylu, bu durumun olmaması için etin büyük parçalar halinde 12 ila 24 saate arasında buzdolabında bekletilmesi gerektiğini belirtti. Özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemesi gerektiği uyarılarında da bulunan Soylu, “Kurban etin hazırlanırken; haşlama, ızgara, fırında pişirme gibi yöntemler kullanılmalı, kızartmadan kaçınılmalıdır. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli ve ilave yağ eklenmemelidir. Özellikle kuyruk yağı veya tereyağının et yemeklerinde kullanılmasından kaçınılmalıdır. Etlerin haşlanarak pişirilmesi, sağlıklı olmasının yanı sıra ette olması muhtemel “bağırsak parazitlerinin” insana bulaşmasını da büyük ölçüde engellemektedir. Etler ızgara veya mangalda pişirilirken öncesinde terbiye edilmesi, sarımsak, çeşitli baharatlar, maydanoz, kekik gibi malzemeler eklenerek tatlandırılması kanser yapıcı maddelerin oluşumunu azaltır. Etlerin çok yüksek sıcaklıkta, uzun süre pişirilmemesine çok dikkat edilmelidir. Mangal etlerinin yanında mutlaka söğüş sebze, salata, meyve gibi besinler tüketilmelidir. Etlerin ‘çiğ ya da az pişmiş’ olarak tüketimi sonucu, hayvanlardan insanlara birçok hastalığın bulaştığı unutulmamalıdır.

En fazla 3-4 ay saklanmalı
Etlerin saklanması konusuna değinen Doç. Dr. Soylu, “Kurban etleri, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kâğıda sarılmalı; hemen tüketilmeyecekse buzdolabında 2-3 gün, derin dondurucuda ise (-18C) en fazla 3-4 ay saklanmalıdır. Etler çözdürüldükten sonra yeniden dondurulmamalı. Ayrıca et çözdürülmesi oda sıcaklığında değil, buzdolabının içinde yapılmalı. Kurban etinin en güzel tüketimi, sevdiklerimizle ve ete ulaşamayan kişilerle paylaşılmasıdır. Tüm İslam aleminin sağlıklı ve mutlu bir bayram geçirilmesi dileği ile” diyerek sözlerine son verdi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.24 10:53:51
Son Düzenlenme Tarihi :