SON DAKİKA

Minibüsün arkasına bağladığı köpeği zorla götürdü

Antalya’da bir minibüs şoförünün minibüsün arkasına bağlanan köpeği zorla akan trafikte götürmeye çalışması tepki çekti.
Olay, Kepez ilçesi Baraj Mahallesi Turgut Özal Bulvarı üzerinde meydana geldi. Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde bir köpeğin servis minibüsünün arkasına bağlanar..

Antalya’da bir minibüs şoförünün minibüsün arkasına bağlanan köpeği zorla akan trafikte götürmeye çalışması tepki çekti.
Olay, Kepez ilçesi Baraj Mahallesi Turgut Özal Bulvarı üzerinde meydana geldi. Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde bir köpeğin servis minibüsünün arkasına bağlanarak götürüldüğü görüldü. Soysal medyada paylaşılan ve köpeğin zorla götürüldüğü anlar büyük tepki çekti. Şahsı diğer sürücüler korna çalarak uyarsa da yoluna devam etti.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.15 15:33:59
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Türkiye’nin yedi renkli gölünde su seviyesi kritik seviyede

Günün değişik zamanlarında farklı renkler alan, etrafı elma ve şeftali bahçeleriyle çevrili, berrak plajlarıyla ünlü, Türkiye’nin dördüncü büyük doğa harikası Eğirdir Gölü’ndeki su seviyesi kritik seviyelere yaklaşıyor. Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji bölümü öğretim üyesi aynı zamanda Su Enstitüsü müdürlüğünü yürüten Doç. Dr. Şehnaz Şener, 1969 yılı Haziran ayından itibaren bugüne kadar göl hacminin yarı yarıya azaldığını belirterek “Göl yüzey alanının ise 55 kilometre kare daha küçüldüğünü söyleyebiliriz” dedi.
Türkiye’nin yedi renkli gölü olarak bilinen aynı zamanda Türkiye’nin ikinci tatlı su gölü olan ve Isparta’nın içme suyu ihtiyacının karşılandığı Eğirdir Gölü’nde su kayıpları kritik seviyelere yaklaşıyor. Gölde su seviyesinin azalmasıyla birlikte halk plajlarında kumluk alanlar genişlerken iskeleler de karada kaldı. Suların çekilmesi ilginç görüntüler de oluşturdu. 2016 yılında Bedre Plajı’na kurulan su kaydırağı kumların arasında kaldı. Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji bölümü öğretim üyesi aynı zamanda Su Enstitüsü müdürlüğünü yürüten Doç. Dr. Şehnaz Şener, Eğirdir Gölü’nü kaybetmemek için yapılması gereken tek şeyin su kullanımlarının azaltılması gerektiği konusuna dikkat çekti.

“Göl hacmi yarı yarıya azaldı, göl yüzey alanı ise 55 kilometre kare küçüldü”
Eğirdir Gölü’nün Türkiye’nin ikinci doğal tatlısı gölü olduğuna ve Isparta’nın içme suyu ihtiyacını karşılaması sebebiyle en önemli su kaynaklarından biri olduğuna değinen Doç. Dr. Şehnaz Şener, “Gölün son yıllardaki durumunu hepimiz üzülerek izliyoruz. Göl içme suyu kaynağı olması sebebiyle özel hükümlerle koruma altına alınmış durumda ve gölün su seviyesi minimum işletme kodu özel hükümlerle 914,72 metre olarak belirlenmiş. Devlet Su İşleri 18. Bölge Müdürlüğünün yaptığı göl seviye ölçümlerine göre 1 Eylül tarihinde alınanı en son göl seviyesi 914,70 metre olarak ölçülmüş. Bu değer bu göl seviyesiyle yine DSİ Bölge Müdürlüğümüzün 2020 yılında yaptırmış olduğu batimetri verileriyle göl alanını hesapladığımızda 436 kilometre karelik bir göl yüzey alanı şu anda mevcut durumda ve göl hacmimizi 2 milyar metreküp civarında. Gölün maksimum işletme kodunda bu değerlere baktığımızda ise göl hacmimizin yaklaşık 4,1 milyar metreküp olduğunu biliyoruz. Bu demek oluyor ki geçmişten günümüzde şu anda gölün hacminin yarı yarıya azalmış olduğunu söyleyebiliriz. Gölün maksimum su kodunun ölçüldüğü 1969 yılı Haziran ayından itibaren bugüne baktığımızda göl hacmini yarı yarıya azaldığını, göl yüzey alanının ise 55 kilometre kare daha küçüldüğünü söyleyebiliriz” dedi.

“Bedre Plajı’nda kıyıdan itibaren gerçekleşen çekilme 90 metre”
Eğirdir Gölü çevresinde gerçekleşen su çekilme noktalarını belirten Şener, “Bunlardan bir tanesi gölün doğusundaki Gelendost-Yenice bölgesi bir diğeri gölün batısında Pupa Çayının göle döküldüğü bölge. Yine gölün kuzeyinde Taşevi bölgesinde ciddi çekilme alanları söz konusu ve şu an burada bulunduğumuz Bedre Plajı’nda da çok ciddi bir göl çekilmesi gözlenmekte. Yaptığımız bu sayısal analizler sonucunda 2010 yılından günümüze kadar Bedre Plajı’ndaki kıyıdan itibaren gerçekleşen çekilme miktarı 90 metre civarında.2010 yılından günümüze kadar Yeşil Ada civarında 70 metrelik, Kovada Kanalı çıkışında 70 metrelik yine gölün kuzeyindeki Taşevi bölgesinde en fazla çekilme 160 metre olarak belirlendi” dedi.

“İçme suyu için 13 milyon metreküp, tarımsal sulama için alınan su miktarı yaklaşık 160 milyon metreküp”
Göldeki su kaybının sadece iklim değişikliğine bağlanmaması gerektiğini vurgulayan Şener, “Tabii ki yağışların azalmasıyla ve sıcaklığın artması sonucunda gerçekleşen buharlaşma miktarlarının artmasında su kaybının etkisi olduğu bir gerçek ancak bunun da ötesinde sürdürülebilir bir göl yönetiminde olması gereken koruma kullanma dengesinin sağlanamamış olması ne yazık ki gölü mevcut duruma getiren en önemli faktördür. Yani koruma kullanma dengesi derken aslında gölden kullanım amacıyla alınan su miktarlarından bahsediyoruz. Rakamsal olarak ifade edecek olursak Eğirdir Gölü’nün içme suyu için 13 milyon metreküp su alınırken tarımsal sulama için alınan su miktarı yaklaşık 160 milyon metreküp. Bu durumda havza içerisinde aynı zamanda sulamada kullanılmak üzere çok fazla sayıda sondaj kuyuları var ve sürekli bir yeraltı suyu çekimi söz konusu. Yani gölden su kullanımında tarımsal sulama aslında en büyük problem olarak karşımıza çıkıyor. Biz bilim insanları olarak bunu yıllardır söylüyoruz. Tarımsal sulamanın daha kontrollü ve özellikle damlama sulamaya geçilmesi gerektiği noktasında ancak hala Havza’nın birçok noktasında vahşi sulamaların yapıldığına ne yazık ki şahit oluyoruz. Atabey Ovası yine tarımsal sulama için gölü kullanan en önemli alanlardan biri. Yaklaşık 14 bin hektarlık bir alanın sulaması yine Eğirdir Gölü’nden karşılanıyor ve bunun için yılda 65 milyon metreküplük bir su çekimi söz konusu. Atabey Ovası’na suyu götürmek için sistem açık kanallarla gerçekleşiyor ve taşıma noktasında da bu süreçte 65 milyon metreküp suyun 40 milyon metre küpünün buharlaştığını söyleyebiliriz. Bunu önlemek adına Atabey sulamasını modern hale getirmek yani kapalı sistemle taşınmasına yönelik 2020 yılında ihalesi yapılmış ve çalışmaları başlatılmıştı ancak hala günümüzde bu çalışmalar tamamlanmış değil ne yazık ki. Tarımsal sulama için çekilen bu afaki su miktarını minimuma indirilebilmesi için bir an önce havzadaki tüm sulama sistemlerinin rehabilite edilmesi ve modernizasyonunun gerçekleştirilmesi zorunludur” şeklinde konuştu.

“Yapılması gereken tek şey su kullanımlarının azaltılmasıdır”
Gelecek yıllarda Eğirdir Gölü’nün yağıştan beslenemeyeceğini açıklayan Şener, “2020-2100 yılları arasında yağışın yaklaşık yüzde 15 oranında azalacağı, sıcaklığın ise en kötü senaryoya göre 3 ile 6 santigrat derece arasında bir artış göstereceği öngörülmekte. Bu durumda şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz ki önümüzdeki yıllarda da gölün yağıştan beslenimi artmayacağı gibi buharlaşma kayıpları da her geçen gün daha da artacak. Bu nedenle Eğirdir Gölü’nü kaybetmemek için yapılması gereken tek şey su kullanımlarının azaltılmasıdır. Bu da havzadaki su kullanımlarının, su politikalarının iyileştirilmesi ve buna yönelik gerekli noktalarda şuurlandırma ve farkındalık faaliyetlerinin arttır mümkün olacaktır aksi durumda gelecekte Eğirdir Gölü’nün kuruması ve gölü kaybetmemiz kaçınılmazdır” dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.22 15:32:18
Son Düzenlenme Tarihi :





Antalya Büyükşehir Belediyesinden anlamlı protokol

Antalya Büyükşehir Belediyesi, “Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangını” olarak kayıtlara geçen Manavgat yangınının ardından yeşillendirme çalışmalarına devam ederken, yangınlar ile ilgili eğitim ve çevresel bilinçlendirme konusunda da önemli bir iş birliğine imza attı. Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Ormancılar Derneği arasında ormanlık alanları korumak ve çoğaltmak amacıyla iş birliği protokolü imzalandı.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara arasında yangın, diğer doğal afetler ve doğal sürecinde zarar görmüş karbon yutak alanlarının yenilenmesine destek olmak; yangın ihtimali yüksek Antalya’da orman ve diğer açık alan yangınları ile ilgili eğitim, çevresel bilinçlendirme yaparak önleyici tedbirler alınması amacıyla iş birliği protokolü imzalandı.

Eğitim ve bilinçlendirme çalışması
İmza töreninde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, "Ormanlık alanlarımızı korumak ve çoğaltmak amacıyla iş birliği protokolü imzalıyoruz. Bu protokol ile yangın, diğer doğal afetler ve doğal sürecinde zarar görmüş karbon yutak alanlarının yenilenmesine destek olmak; yangın ihtimali yüksek Antalya’da orman ve diğer açık alan yangınları ile ilgili eğitim, çevresel bilinçlendirme yaparak önleyici tedbirler alınması amaçlanmıştır. Ormanların madenciliğe, betona, ranta karşı sürekli savunmada olduğu böyle bir dönemde asıl zenginliğin ağaçlarımız olduğunun bilinciyle hareket etmeye devam edeceğiz" diye konuştu.

Ağaçlandırma çalışmaları sürecek
Antalya’nın yüz ölçümüne göre yüzde 56 ormanlık alanı ile Türkiye’nin en geniş ormanlık alanına sahip kent olduğuna dikkat çeken Başkan Böcek, "Kentin akciğeri olan ormanlar bizler için büyük önem taşıyor. Manavgat orman yangınında maalesef büyük kayıplar verdik. Can kayıplarımızın yanı sıra 60 bin hektarlık alan yani 84 bin futbol sahası büyüklüğünde ormanlık alanımız da zarar gördü. O günlerde nasıl söndürmek için mücadele verdiysek sonrasında da yeşillendirmek için mücadele etmeye devam ediyoruz. Türk Eğitim Derneği (TED), Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu (TARIMKON), Ankara Büyükşehir Belediyesi ile iş birliği yaparak ormanlara, orman köylülerine ve yeşil alanlarımızda ağaçlandırma çalışmaları yaptık. 1 milyonun üzerinde ağaç diktik" şeklinde konuştu.

"Asıl zenginliğimiz ağaçlarımız"
Başkan Böcek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak Türkiye Ormancılar Derneğinin Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara ve yönetimi ile ormanlık alanlarımızı korumak ve çoğaltmak amacıyla iş birliği protokolü imzalıyoruz. 1924 yılında Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kurulmuş, kamu yararına çalışan ve yaklaşık bin 700 üyeye sahip köklü ve büyük bir sivil toplum kuruluşunun bilgi ve tecrübeleri ile güzel çalışmalar yürüteceğimize inanıyorum. 21 Mart Dünya Ormancılık gününde, Zeytinpark’ta, Türkiye Ormancılar Derneği ile depremde zarar gören 11 ilimiz başta olmak üzere 81 ilimiz adına ağaç diktik. Hazırladığımız ’Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’ çerçevesinde, 2030 yılına kadar yüzde 40 karbon azaltımı ve 2050’de Sıfır Karbon hedefimiz çizgisinde ağaçlandırma çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ormanların madenciliğe, betona, ranta karşı sürekli savunmada olduğu böyle bir dönemde asıl zenginliğin ağaçlarımız olduğunun bilinciyle hareket etmeye devam edeceğiz."

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.03.27 16:04:47
Son Düzenlenme Tarihi :