SON DAKİKA

Vekil Coşar: Doludan zarar gören çiftçinin borçları ertelensin

CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, Manavgat’ta meydana gelen şiddetli dolu yağışı nedeniyle ürünleri zarar gören çiftçilerin durumunu TBMM gündemine taşıdı.

CHP’li Coşar, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, 5 Mayıs 2024 günü Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı Belenobası, Saraçlı, Gebece Mahallelerinde etkili olan dolu yağışı sonrası tarım alanları ve ürünleri hasar gören çiftçilerin zararlarının karşılanması, TARSİM kapsamını dışında kalan çiftçilerinde zararlarının giderilmesi ve çiftçilerin kredi ve sigorta borçlarının ertelenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Verdiği soru önergesi sonrası yaptığı açıklamada şunları ifade etti;

DOLU’DAN ZARAR GÖREN ÇİFTÇİNİN BORCU ERTELENSİN

“Manavgat’ın Belenobası, Saraçlı, Gebece Mahallelerimizde etkili olan dolu yağışı nedeniyle çiftçilerimizin ekinleri, zeytin ağaçları, keçiboynuzu ve karpuzlarının olduğu ekili alanları zarar gördü. Yaşanan dolu afeti sonrası yerinde incelemelerde bulunduğumuz mahallelerimizde ne yazık ki çiftçimizin ürünü kullanılamaz durumdadır. Çiftçinin bütün bir yıllık emeği yok olmuş, ekinler başta olmak üzere karpuz ve kavunlar tarlalarda, zeytin ve keçiboynuzları ise dalların zarar görmüş. TARSİM kapsamında olan çiftçilerimizin zararı giderilecektir ancak birçok teknik nedenden dolayı yaptığımız incelemede yörede TARSİM’li olmayan çiftçimizde bulunmaktadır. Bu çiftçilerimizin de zararları giderilmedir. Ayrıca çiftçimizin kredi ve sigorta prim borçları da ertelenmelidir.

Tarımsal üretimin her geçen gün düştüğü, girdi maliyetlerinin sürekli arttığı bir ortamda sürdürülebilir bir tarım politikasından yoksun AKP iktidarının en azından mevcut üreticinin yaşadığı doğal afetler sonrası karşılıksız yardımların önünü açması gereklidir.”

CHP Antalya Milletvekili Coşar önergesinde şu sorulara yer verdi;


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2024.05.10 10:09:41
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Antalya Şubesi'nden 8 Mart basın bildirisi

Yeni bir 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe 6 Şubat’ta geçirdiğimiz büyük deprem felaketinin kadınlar üzerine yüklediği yeni yoksulluklar, yoksunluklar, can-mal-mülk ve fırsat kayıpları ile giriyoruz. Bu dönem kadınlar üzerindeki baskı, şiddet ve ayırımcılık tehditlerinin daha da yükseldiği koşullar yaratıyor. Deprem öncesi koşullarda bile büyük önder Atatürk’ün vizyonu ve kadın hareketinin mücadeleleri ile yaşama geçirilen medeni hak kazanımlarımızı birer birer kaybetme endişesi içinde iken, depremin yarattığı kurumsal yıkımlar ve zaaflar nedeniyle kadınları koruyan mekanizmaların tümden etkisiz hale gelmiş olmasından büyük kaygı duyuyoruz.

Bu nedenle bu ülkenin aydınlık insanlarını hiç zaman kaybetmeden, bireysel ve kurumsal çabalarını, daha yüksek bir seviyede, depremzede çocuklar, genç kızlar ve kadınlar öncelikli olmak üzere, tüm kadınların haklarını ve refahlarını yeniden düşünmeye, savunmaya ve desteklemeye davet ediyoruz. Sivil inisiyatifin depremzedeler için cansiperane yaptığı tüm hizmetler, ulaştırdığı tüm yardımlar çok değerli olmakla birlikte, kamunun vermesi gereken hizmetlerin sadece deprem bölgesinde değil depremzedelerin göç etmek zorunda kaldığı tüm illerde de büyük baskı altında olduğu göz önüne alındığında, kadınların ve kız çocuklarının ihtiyaçlarının, kamusal haklarının, fırsat eşitliği taleplerinin savunulması sivil toplumun ve basının en öncelikli konusu olmak zorundadır.

Cumhuriyetimizin 100. Yılında taze yaklaşımlarla çözümlememiz gereken en önemli sorunların başında kadın yoksulluğunun geldiğinin farkındalığıyla 10 Mart 2023 tarihinde ATSO Konferans Salonu’nda düzenlenecek “Antalya Kadın Yoksulluğu Çalıştayı”nda akademisyenler, sivil toplum örgütleri ve kamu kurumları temsilcileri yuvarlak masa çalışmalarında bir araya gelerek kadın yoksulluğuna karşı politika önerileri geliştireceklerdir. Ülkemiz kadınlarının yüzde yetmişinin istihdam dışında ve yoksulluğun pençesinde olduğu günümüzde bu manzaraya deprem koşullarının ağırlığının da eklenmesiyle çalıştay masalarında depremzede kadınların sorunlarının da ele alınması planlanmıştır. Bu çalıştayın sonuçlarının akademik camia ile birlikte ilgili sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarında kadın yoksulluğuna yaklaşımlar açısından yeni ufuklar açacağını, taze çözümlere ilham vereceğini ve bu konuya odaklanan çabaların artacağını umut ediyoruz.

Ülkemizin kadın örgütlerinin büyük bir özveriyle sürdürmekte olduğu hak mücadelesine farklı bir yönden katkı vereceğini düşündüğümüz bu çalıştayın toplumda eşit hakları güvencede, özgür, güçlü, ekonomik bağımsızlığını kazanmış, refaha kavuşmuş bir kadın nüfusunun yolunu açacağı ümidiyle tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlarız.

Prof. Dr. Fulya Sarvan


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.03.07 20:03:39
Son Düzenlenme Tarihi :





Başkan Esen: Güzel denecek hiçbir şey kalmadı

Herkesin güzellemeler yaptığı bir ortamda ülkenin dağınık bir ev gibi göründüğünü dile getiren Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, “Ülkede normal giden, ‘evet bu da batıdaki örnekleriyle aynı’ dediğimiz hemen hemen hiçbir kalmadı” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve Meslek Odaları Komitesi’nin düzenlediği toplantıya CHP Antalya İl Başkanı Nuri Cengiz, Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Garip Erdoğan, CHP Antalya milletvekili adayları Aliye Coşar, Ramiz Ataman, Müge Gezginci Uysal, STK temsilcileri ve çok sayıda partili katıldı. Toplantıda konuşan Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, ülkenin geldiği noktanın hiç iç açıcı olmadığını kaydetti. Türkiye’nin yeniden toparlanıp çağdaş ülkeler seviyesine gelmesi için bir an önce herkesin elini taşın altına koyması gerektiğine dikkat çeken Esen, ülkede güzel denecek bir şeyin bırakılmadığını dile getirdi. 
ÜLKE DAĞINIK EV HALİNE GETİRİLDİ
Herkesin konuştuğunu ancak ortadaki dağınıklığı toparlamak için çok az insanın çaba sarf ettiğini ifade eden Esen, sözlerine şöyle devam etti: “Herkesi dinlediğiniz zaman hepsi ayrı ayrı güzel konuşuyor. Adeta hepsinden ayrı ayrı bal damlıyor. Ben de bu ortam içerisinde kendimi şöyle hissediyorum; son derece dağılmış, kirlenmiş, mahvolmuş bir ev. Bazen kendi evlerimiz de o hale gelir ya… ‘Ben burayı temizleyeyim’ dersiniz ama neresinden başlayacağını bilemezsiniz. Önce mutfaktan mı başlasak önce bulaşıkları mı yıksak bunu mu yapsak? Ülkemizde de neye nereden başlanacağı konusunda gerçekten büyük bir kafa karışıklığı var. Ülkede normal giden, ‘evet bu da batıda ki örnekleriyle aynı’ dediğimiz hemen hemen hiçbir kalmadı. Bu kurumda çağdaş nitelikleriyle aynı çalışıyor dediğimiz hemen hemen hiçbir kurum kalmadı. Değerli arkadaşlar, neresinden başlarsak başlayalım bir yerinden başlamamız gerekiyor. Ama en son yapılan tahribattan başlayarak düzeltmek, en doğru olanı olacaktır. En son yapılan tahribat hangisiydi ve aslında esaslı tahribattı, referandumla beraber ülkede ki hükümet sisteminin değiştirilmesiydi.”
 TEK ADAM SİSTEMİ DEĞİŞMELİ
Türkiye’deki hükümet sisteminin tek adama bağlanan, adına da ‘Cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ denilen bu sistemin dünyada başka bir örneği olmadığını vurgulayan Başkan Esen, hükümet sistemindeki değişikliğin yapılacağı referandumda kapı dolaştıklarını ve bu sistemin uygulanabilir olmadığını anlattıklarını dile getirdi. Gelinen noktada haklı çıktıklarını kaydeden Esen, “Dünyada bir örneğinin olmadığını söyledik ve çok geçmeden hemen hemen 6 sene içeresinde bunun böyle olduğunu gördük.  Galiba buradan başlamamız lazım. Tüm ideolojilerin vazgeçilmez kavramları olarak bahsettiğimiz hukukun üstünlüğü, adalet, eğitim de fırsat eşitliği, gelir dağılımı adaleti gibi kavramlar bugünkü dağınıklık arasında kayboldu. Biz hukuk devleti dediğimizde, hukuk devleti karın doyuruyor mu diyen hukuk devleti mağdurları vardı. Biz adalet dediğimiz de adaletsizlik denildiğinde tüm geleceğini kaybettiği halde adeta paralize olmuş garibanlar vardı. Adalet karın doyurmaz diyorlardı. Bizim buralardan başlamamız lazım. Bizim toplumun en uç kesimine aslında temel kavramların, erdemlerin ve değerlerin hayatın tamamının kalitesini yükseltecek şeyler olduğunu anlatmamız lazım” diye konuştu. 
GEÇİM SIKINTISI İLE BASKI ALTINA ALINDIK
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden, parlamenter sisteme geri dönüşün mutlaka yapılması gerektiğini belirten Esen, bu süreçte sendikal mücadelenin çok önemli olduğunu belirtti. Sendikaların kendi üyelerine bazı konuları çok iyi anlatmasının zorluklarına değinen Esen, sendika temsilcilerine hitap ederek, “Sizlerin kendi üyelerinize de kendi kitlenize de bazı şeyleri anlatmanız diğer batı ülkelerden çok daha zor. Çünkü fikirlerimiz öylesine baskı altına alınmış, öylesine garibanlık ve parasızlıkla, geçim sıkıntısıyla baskı altına alınmışız ki. Aslında bizim hayatımızı çok çok daha fazla belki birinci derece ilgilendiren konular konusunda sizin üyeleriniz veya emekçi kesimiyle kendi değerinin farkına varamaz noktaya getirilmiş. Geçim mücadelesi nedeniyle neredeyse ses çıkaramaz hale getirilmiş. Bu konuda CHP ve hakka emeğe değer veren partiler elbette sizlerin yanında olacaktır” diye konuştu. 
UCUZ EMEK CENNETİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimine giderken, alışılmışlığın ötesinde çok kısaltılmış bir kampanyaya dönemi geçirdiklerini ifade eden CHP Antalya İl Başkanı Nuri Cengiz, bu kısa sürede her yere yetişmeye çalıştıklarını söyledi. Ülkenin geldiği noktayı hak etmediğini belirten Cengiz, “Her şeye rağmen bu ülkede kırk yıldan bu yana süregelen, neo-liberal politikalar sonucu gelinen noktada, en son AKP döneminde de ülkemizi ucuz emek cennetine dönüştürülmüş olması hepimizi rahatsız ediyor. Bu ülkede emeğin değerinin bulduğu alın terinin hakkını aldığı bir düzeni hep birlikte kurmak zorundayız. Bugün, 2017’de değiştirilen rejim sonucunda bütün yetkilerin bir kişiye devredilmesi sonucu ekonomi alaşağı olmuş ülkeye 85 milyonla birlikte aynı anda yoksullaşırken yine her zaman olduğu gibi emek cephesi bundan en büyük payı aldı” dedi. 14 Maysı’ı büyük bir heyecanla beklediklerini söyleyen CHP Antalya Milletvekili Adayı Aliye Coşar, “Önümüzde ki seçim çok önemli. Sahalardayız. Tabi ki çok derdimiz var. İşçisinden esnafından kadınlarımızdan, çocuklarımızdan, üreticilerimizden ciddi anlamda sıkıntılarla boğuşan bir ülke haline geldik” dedi. Toplantıda konuşan CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Garip Erdoğan ise, “Eğer bütün bu yaşadıklarımız gerçek olaydı bilime ihtiyaç olmazdı. Doğruluk diye bir şey yoktur. Sadece evrensel bir değişim vardır. Evrensel değişikliklerin içerisinde istesek de istemesek de tarihsel dönemeçlerin içerisinde sendikaların önemi vardır. Sendikaların tarihine baktığımız zaman işçi sınıfı bu ülkede ve dünya da çok ciddi bedeller ödedi” şeklinde konuştu. -BLD.BSN.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.05.04 17:30:38
Son Düzenlenme Tarihi :