Türkiye’de benim bildiğim, basın toplantılarına katıldığımda izlediğim, dinlediğim teknik direktörler arasında iki isim çok farklı.
Birisi Abdullah Avcı.
Diğeri ise Emre Belözoğlu.
Diğerlerini bilmediğim için yorum yapamam.
Hem Belözoğlu hem de Avcı çok teknik, analitik, bilimsel verilerle konuşan, futboldan anlasanız bile birçok zaman yabancılık yaşayacağınız konuşmalar yaparken, Antalyaspor teknik direktörü Emre Belözoğlu da öyle.
Trabzonspor maçının basın toplantısında kolay başlayan konuşmasını her geçen saniye zorlaştırdı ve bana göre teknik direktörler arasında ayrıcalık olan rakip analizlerini rakamlar üzerinden paylaştı. Çok dikkatli dinlemek zorundasınız.
Belözoğlu, Sam Larsson’u eleştirdi, sitem etti. İsim vermedi ama Antalyaspor’dan alacağını FIFA’ya ödendiğini; fakat futbolcunun keyfi olarak “onay” vermediğini ve vermediği için de 2 futbolcunun lisansını çıkartıp oynatamadıklarını söyledi. (Onay vermezse 5 günlük yasal süreç bekleniyor. O zaman futbolcunun onayına ihtiyaç duyulmuyor.)
Birisi Hüseyin Türkmen. Diğeri belki acil imzalar atılabilirdi, kaleci Julian Cuesta veya Saric’e lisans çıkartıp maçta oynatabilirdi.
İkisine de ihtiyacı vardı Antalyaspor’un.
Ama bu iki isim de Karagümrük maçında sahada olacaklar. Olmak zorundalar. Kalede çok büyük, ciddi sıkıntı var.
Emre Belözoğlu cesur futboldan bahsetti. Trabzonspor’un büyüklüğünden dem vurdu, kalitesinden söz etti.
“Cesur oynamak zorundayız.” dedi. “İlk yarıda bunu yapamadık ama ikinci yarıda bunu yaptık.” dedi.
Ama yanlış anlamadıysam konuşmasının bir bölümünde, ilk yarıda daha defansif ağırlıklı bir oyun planı olduğunu, ikinci yarıda değişiklikle takımının cesur oynamaya başladığını belirtti.
Bu cesurlukta da ikinci yarıda Soner - Kaluzinski, Streek - Güray değişikliğinin etkisi olmadığını ifade etti.
Kendince haklı olabilir.
Ama bana göre bal gibi bu iki ismin oyuna girmesi takımı ateşledi.
Ya da farklı, Trabzonspor skoru korumak istedi diyelim.
Bu arada Veysel’in sakatlığı ciddi bana göre. 6-8 haftadan bahsediliyor.
Yerine oyuna giren Giannetti, tabiri caizse “taş gibi stoper.” Dzhikiya’nın aksine tatlı sertin bir tık üstü, rakibini rahatsız eden bir futbolcu. Artılarından birisi de duran toplarda hava hakimiyeti.
Ben Veysel’in sakatlığının uzun sürmesi halinde “stoper” sorunu yaşayacağını düşünüyorum, Belözoğlu’nun aksine.
Trabzonspor maçının aksine defansta ciddi uyum sorunu vardı. Belözoğlu “takımı yeni oluşturduk” dese de Paal - Dzhikiya sıkıntı var. Ve sıkıntının ana kaynağı Paal olabilir. Düzeleceğini umut ediyorum.
Bu arada bir de Cvancara var.
Hava topu hakimiyeti olmayan bir santrfor. (Sanki ayaklarında 5’er kiloluk ağırlık bağlı!) İkili mücadele konusunda da yetersizliği konusunda aynı düşüncedeyim.
Tam hazır olmayabilir. Henüz kendisini istenilen seviyeye taşıyamamış da olabilir. Her şey var ama sanki dişlilerin birkaçında kırık var. Kırıkları yenilerse Antalyaspor’da kendisi de kazanacaktır.
Kaleci konusuna hiç girmeyelim.
Kapasite bu. Yetenek bu kadar. Kalecilikte geldiği zirve noktası bu kadar. 90 dakikada tek bir kurtarışı var.
Bana göre sakatlık veya ceza hariç Antalyaspor’da bu sezon son karşılaşmasını oynadı.
Bu arada bana göre Cuesta’nın takıma dahil olmasıyla mevcut kadrodaki kalecilerin sayısı azaltılmalı. Gereksizlere “bay bay” denilmeli.
Final paragrafım:
Trabzonspor maçını kazanabilir miydik? Bana göre hayır. Ama beraberlik maçın skoruydu. İlk yarıda ev sahibi, ikinci yarıda Antalyaspor maçı domine etti.
Asıl kazanmamız gereken maç Cumartesi akşamı. Karagümrük maçını mutlaka kazanmamız lazım.
O zaman milli araya 4’te 3’le, yani 9 puanla gitmiş oluruz.
Bana göre en iyi sezon girişi olur.