Herhalde Avrupa hatta dünya futbolunda en kolay yere düşen, ikili mücadele ayakta kalmak yerine kendisini yere bırakan, rakibinin rüzgarından kendisini yere bırakan futbolcu sayısı bakımından oldukça zengin bir ülkeyiz.
Yerlisi veya yabancısı fark etmiyor.
Önemli sayıda futbolcu futbol oynamayı faul almak, takımına faul kazandırmak olarak algılıyor. Sahada da bunu uygulamalı olarak gösteriyor.
Bir gün önce Arsenal - City karşılaşmasını izledikten sonra ülkemiz futbolunun, futbolcularının nerede olduklarını görmekte zorlandığımı söyleyemem.
Hakemlerimiz de unutmayalım.
Onlarda tıpkı futbolcular gibi düdük çalmanın heyecanını yaşıyorlar. Trafik polisi gibiler.
Keşke Türkiye’de futbol oynayan yerlisi de yabancısı da, hakemi de hakem adayları da Pazar akşamı TV 8,5'da yayınlanan maçı izleselerdi.
Ne demek istediğimi daha iyi anlarlardı.
Rakip iki takımın futbolcuların sadece futbol oynamak istediklerini görmek, bir faul kararının ardından yere düşen futbolcu daha kalkmadan oyunun takım arkadaşı tarafından başlatılması ne kadar güzelmiş.
Hakemin her kararına itiraz etmeyen, hakemin çevresini sarmayan, hakeme kendi kararlarını kabul ettirmek istemeyen futbolcuları görmek ne güzeldi.
Hakemin oyunu durdurmadığını, trafik polisi gibi düdük çalmadığını da görmek güzeldi.
Kıran kırana maç derler ya. Aynen öyleydi. Kasıtsız, didişmesiz, horozlanmaların olmadığı bir maçtı. Keşke ben futbolcuyum, hakemim diyenlerde izleselerdi.
Elbette elit bir lig.
Bizim Süper Ligimiz ile onların ligi arasında çok büyük farklar var. Ve bu farkın kapanacağını düşünmüyorum.
Ama kapatacağımız ve Türk futbolunun en büyük sıkıntılarından birisi olan “Kağıttan futbolcularımızın” sayısının eksilmesini, hatta sıfırlanmasını temenni etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.
***********************
Futbol taraftarla güzeldir. Futbol taraftarla birlikte güzelleşen, taraftarla birlikte zevk veren bir spor dalıdır.
Ülkemizin tribünlerine baktığımız zaman taraftar fakiri olduğumuzu anlamakta zorlanmıyoruz.
Süper Lig, 1. Lig, 2. Ligler ve 3. Lig’ler de takımlar taraftar fakiri.
3-5 takımı bir kenara koyalım.
Bazı takımlarının tribüne gelen taraftarlarını saymak için ilkokul düzeyinde matematik bilgisine sahip olmak yeterli. Fazlasına gerek yok.
Özellikle aynı şehirde 3-5 takım varsa hakikaten taraftarsız takımların liglerde ne işi var diye düşünmemek mümkün değil.
4 takım. Göztepe, Kocaelispor. Süper lig’de kalan takımların tamamının taraftarı ya çok az ya da maç seçerek tribüne geliyorlar.
Bunu Antalyaspor maçlarında görüyoruz.
Çok uzağa gitmeye, başka takımlara bakmaya bile gerek yok.
Eyüpspor maçında ne kadar sadık taraftarımızın olduğunu bir kez daha göreceğiz.
Nüfusumuz 2,5 milyon, hatta gayri resmi 3 milyonu çoktan aştı ama ama tribüne 20 bin taraftarı getiremiyoruz.
O zaman günübirlik utluluklarla yaşamaya devam ederiz.






