Antalyaspor lige iyi bir başlangıç yaptı.
Galibiyetle başlamak, 3 puanla lige başlangıç yapmak, sınırlı kadro içerisinde takımın galibiyete uzanması güzeldi.
Rakip takımın Antalyaspor’dan iyi olduğunu söylemek mümkün değil. Vasat bir takımdı Keçiörengücü. Kağıt üzerinde bizden iyi futbolculara sahip olsalar da Antalyaspor’un kalitesini yakalaması söz konusu değil.
Saman alevi gibi parlayıp sönen bir futbol oynadı Antalyaspor.
Hatta maça iyi de başlamadık. Sadece antrenmanlarda biraraya gelen bir sol bek ve asıl mevkisi stoper olan iki futbolcu ilk kez birlikte oynadılar. Ufak tefek hataları oldu ama bana göre iyi maç çıkardılar.
Elbette bu kadro yapısı ile tüm sezonu götürmesi Antalyaspor için söz konusu bile olamaz.
Ama galibiyet her şeyin üstünde.
Bu arada muhteşem bir kaleciye sahibiz. Bu kadar kendine güvenen, bu kadar takımını riske atan, bu kadar saçma sapan çalım sevdası yüzünden affedilmez bir hata yapan Abdullah’ı unutmayalım ! Ya çalım sevdası, çalım artistiği takımının maçı kaybetmesine neden olsaydı ! Her kaleci hata yapar. Evet. Ama böylesi saçma bir hatayı affetmek, sümen altı yapmak mümkün değil.
Lige henüz tam hazır değiliz. Aşırı sıcak, yüksek nem, eksik kadro diyelim.
Bir sonraki maçı düşünelim.
Evet Antalyaspor bu ligde iş yapar. Karşısına çok daha güçlü kadro yapısına sahip olan, çok ciddi taraftarıyla sahada yer alacak takımlar olacak. Bu kırmızı - beyazlıların gerçek gücünü, kapasitesini gösterecek.
Şimdi gelelim Mevlüt Şimşek’e.
Mucizede diyebiliriz, pozisyonun içinde olması da diyebiliriz, nerede duracağını - olacağını bilmesi de diyebiliriz. Belki de en önemlisi sol ayaklı olmasıydı. O pozisyonda sağını kullanan bir futbolcu olsaydı belkide 2 vuruşta da sıkıntı yaşardı.
Ama çok soğukkanlı olduğunu kabul etmek şart. Bu çok önemli. Telaşa kapılmıyor. Sakin ve 10 yıllık profesyonel gibi rahat vuruş yaptı.
Şimdi Mevlüt’ün bir şeyi çok çok iyi bilmesi şart. İlk maç ve 2 gol. Oldum dememeli. Ben hazırım dememeli. Unutmalı 2 golü. Bir sonraki maçta ilk kez oyuna girecekmiş gibi kendisini hazırlamalı. Övgülere, şakşaklara, alkışlara, müthiş yeteneksin sözlerine, cümlelerine aldanmamalı, kanmamalı, inanmamalı. (Örnek Bachir Gueye)
Daha yolun başında bile değil.
Ama çok çok çok çalışmalı. Forma şansı buldu, bundan sonra da bulacak. Bülent Korkmaz forma verecek.
Şımarmadan daha fazla çalışmaya devam etmeli.
Bir de Hasan Yakup İlçin var.
Takımın beyni olabilecek bir futbolcu. O yeteneğe sahip. Uzun paslar atabiliyor. Başını kaldırıp oyunu okuyabiliyor.
Ama, bu koşması ile bu performansı ve bana göre yeteneğinin %50'sini sahaya aktarması ile formayı sürekli alması çok zor.
Oynadığı mevkide daha fazla koşması, daha fazla efor sarf etmesi, daha fazla çalışması şart. Mevkisi bunu istiyor. Bunu gerektiriyor.
Tatlı tatlı futbol oynamak değil, fizik gücünü de sahaya yansıtmak zorunda Hasan Yakup İlçin.
Asla ve asla çalışmadan, daha fazla çalışmadan sürekli forma şansı bulamaz. Altın bile çıktığında işlenir. Ne kadar işçiliği fazla olursa o kadar değeri de artar.
Hasan Yakup İlçin o işçiliği kendisi yapacak. İşleyecek, parlatacak ve takımın 11'ine ismi yazılacak ilk futbolcular arasında yer alacak.
Bu arada bir de Doğukan Özkan vakası var.
Bulunmaz hint kumaşı. Adam 5 yılda Antalyaspor formasını 1 dakika giymedi. Ödül olarak 2 yıl sözleşme uzatıldı Kerem Kayarası’nı eleştirirken daha büyük rezalet, işbilmezlik içerideymiş.
Doğukan Özkan neden takımın 2. kalecisi olarak sahada yer aldı ?
Söylemek isterdim. Şimdi değil.
Ama bu söz belki de en doğrusu.
"Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya"






